Bölümden çıkanlar
7 madde- Hedef hesaptan değil hevesten çıktı. Yüz binin on katı denildi, altı katına çıkıldı.
- 37signals tutturamadığında hedefi değil süreci değiştiriyor.
- Üç kişilik proje ekipleri: bir tasarımcı, iki geliştirici. Herkesi her toplantıya çekmenin bir bedeli var.
- Sürekli çalışmakla övünmek bir nişan değil. Kitap buna aptallık diyor.
- Üç iş sekiz saate sığmıyorsa problem sende değil iş yükünde.
- Asenkron çalışmak yazmaya zorluyor ama kararlar hâlâ senkron bir ana ihtiyaç duyuyor. Üç ay süren tartışmalar havada kalıyor.
- Stres virüs gibi yayılıyor. Eve girdiği anda artık sadece senin problemin olmaktan çıkıyor.
Çok çalışıyorum diye övünüyorsan bu bir nişane değil diyorlar. Buna aptallık diyorlar.
Buradaki stresini eşine, dostuna, evine taşıyorsan bu virüs gibi yayılan bir şey.
Konu başlıkları
20 başlık- 0:28Beyza da katılıyor
- 3:14Merch, hoş geldin kitleri ve büyüyen ekip
- 5:52Konu: kitap burada neyi değiştirdi
- 7:39Bütün kitaplarını açık yayınlamaları
- 8:24Kalabalık olmadan şirket yönetmek
- 9:17Ne yaparsan yap başarısız hissetmek
- 10:04Bir milyon dolar hedefi ve altı katına çıkmak
- 11:28Hedefi değil süreci değiştirmek
- 12:12Üç kişilik proje ekipleri
- 14:15Odakta kalmak ve herkesi çağırmamak
- 14:53Fazla çalışmayla övünmek ve buna aptallık demek
- 15:58Sekiz saat ve üç iş testi
- 16:43Takvim Tetris’e döndüğünde
- 18:39Asenkron iletişim üzerine
- 20:46Loom ve kararları yazıya dökmek
- 21:32Havada kalan asenkron tartışmalar
- 24:27“Bu işi yeterince ciddiye almıyorsun”
- 27:03Survival modundan çıkmak
- 28:34Stresin virüs gibi yayılması
- 33:35Veri merkezi temizliği: gerçek bir sektör
Döküm
4.887 kelimeOtomatik altyazıdan çıkarıldı, o yüzden konuşmacı adı yok. Zaman koduna tıklayınca video oradan başlıyor.
Niye kapandı? Yok başladı. Niye bir daha başladı? Tekrar başlattık ya işte. Allah Allah. Tamam. Şu an çok güzel oldu. Aynen. Nasıl? İyi herhalde. Tamam. Evet. Bugünün konusu it doesn't have to be crazy at work'ın Hardal'daki yansımaları mı diyoruz? Ne diyelim? Öyle diyelim. Bence, bence gayet iyi güzel bir konu ama önden bir şey de yapabiliriz. Bence o zaman başlıyorsak bir intro edeyim. Evet. Beyza da şey yapsın ya dahil olsun.
Beyza sen bize soru sorduğun zaman seni de aslında alsak güzel olur ya. Ne diyorsun? Tamam senin o zaman şu an sesin yok. Tamam çok güzel. oğlum. Böyle böyle olmaz ki ya. A açık mikrofon mu ya? Bu ne böyle? Niye öyle oldu? Nereden katılıyorsunuz aramıza? merhabalar. Ben Eyip Sultan'dan katılıyorum. İsmim Mert. Nasılsınız öncelikle? Umarım iyisinizdir. İyiyiz Mertciğim. buyur alalım sorularını. Nasıl yardımcı olağız? ben şunu merak ediyorum. Data Analytics var mıdır?
Data Analytics yoktur. tamamen toplumu kontrol etmek adına üretilmiş bir iş birimidir. Teşekkürler. Teşekkürler. Pardon. O zaman şöyle yapalım. S değil de şu live live şeyini vermek lazım. Bak üste bir tane link çıkıyor. Bak ona bir bakalım. aynen. Şu linki düzenleyeyim ben. Mert de ona girsin. Ben guest olarak verdim herhalde. Aynen. Mert seni bu dolaştım. Değişti mi link? Ha değişti. Dur bakayım. Geliyorum. Peki şeyde bu it doesn't have to be crazy at workde senin var mı böyle birkaç ana başlığın?
Vardı senin görüntü gidiyor ya. Barış niye öyle oluyor abi? Bilmiyorum yani. Şey diyeceğim. O continuous kamera diye bir şey var ya onu aynı wifi'ya bağlaman lazım. Sanki öyle bir şey vardı. Ha farklı wifi'lar. Kablon var mı abi? Kablo var. ikisi de aynı aslında. Aynı var. Ulan şapkamız güzel oldu ha abi. Ben de bu arada fark ettim mi bilmiyorum. Hiç hiç yorum yapmadın ama hoodimle tişörtüm geldi abi.
Nasıl geldi onlar ya şeye. Oğlum ben sizi duymuyormuşum lan. Bir saniye abi. Çok amatör baş yani. Amatörleştik ya vallahi ya. Dur şey internetimi değiştirdim de şimdi kamera testing tekrar. He işte bu ya. şey gözdenin annesi babası geldi abi. Onlardan istedim. Onlara göndertim zaten paketi. Çok iyi abi. Şeyim bile var. bardağım. Ondan sonra kahve aletim hepsi var yani. Neyse hadi başlayalım artık. Girsin ya o zaman. Selamlar herkese.
Podcast 2025'in son podcasti olmasın. Gerçi son podcast kayında y en güncel versiyonuna hoş geldiniz. En güncel bölümüne hoş geldiniz. ne haber Barış? Ne yapıyorsun abi? İyi, mutluyum vallahi. Uzun bir aradan sonra ilk başa podcast'ımız yani üçüncü bir olmadan heyecanım. Ne düşünüyorsun peki bu konuda? Yani o üçüncü kişileri bulana kadar da bayağı uğraşıyorduk yani biz. Evet. Bence dengelemek lazım yani. Üçüncü kişilerle de güzel oluyor. Böyle ikimizin atıştığı, konuştuğu versiyonlar da eğlenceli oluyor.
O yüzden farklılık iyidir yani. Sen nasılsın? Süper. Gayet iyi vallahi. Yani ekip de büyüyor. Ekip büyüdüğü için gerçekten omuzlarımdan büyük bir yük kalkmış gibi hissediyorum. Aşırı mutluyum yani böyle bir şeye gittiğimiz için, yere evrildiğimiz için. mutluyum ya. Vallah genel olarak çok keyifli gidiyor yani. Mesela welcome kitini de aldın ondan bahsediyordu. Aynen. Bilmeyenler için artık bir welcome kitimiz var. Ekibe başlayan herkese gönderdiğimiz. Hatta bugün birine yanlış iki tane gönderdiğimiz.
Bardağın geldi. Artık o kadar fazla var ki iki tane gönderiyoruz. İkişer tane. Bardağım geldi ve şey çok güzel. Mesela sen şu an galiba eski bardaktan içiyorsun. Y böyle bardaklar şey oluyor yani upgrade oluyor. Her seferinde daha cool bir bardak geliyor. o yüzden hoodim, bardağım, tişörtüm hepsi hepsi var yani. ama kahvesini de getiriyoruz içine. Yani şey kahvesi içinde dolu geliyor. Kahvesi, çekirdeği, makinesi, her şeyi set olarak yanında çikolatası bile var.
Yani benim yemişler çikolatam. Onu alamadım. Harbi mi? Güzel ya. O çikolatayı da hususi seçtik ya. Bilmiyorum şeyi ben böyle bir welcome kit almak isterdim yani. Ki aldım ama yani diğer çalıştığım şirketlerde böyle bir kit almak isterdim yani. Evet. Evet. Bence çok mutlu ediyor. Ben mesela bir çalıştığım yerde bir sırt çantası vermişlerdi. 3 sene falan kullandım herhalde. İstifa ettim 6 ay sonra. Orada çantayı da versin. Korktum biliyor musun?
Çanta isteyecekler mi acaba geri diye. Çünkü böyle içine laptopuyla falan her şeyiyle birlikte vermişlerdi. Allah'tan aldılar. Geri kalanı da çantayı senin olabilir dediler. O yüzden onu kullanmaya devam ettim. Abi çok güzel şeyler oluyor bunlar ya. Yani bu işin böyle bir parçası olduğum için çok mutluyum açıkçası ve herkese de teşekkür ediyorum. Senin kameran gene gitti ama o yayında toparlar mı diyorsun? Ne diyorsun? gelir galiba şimdi ik saniyeye diye düşünüyorum.
Böyle bir üçü bir arada, üçü bir arada reklamı gibi şeyle kaldın bardakta kal. Neyse arada kopacağız en kötü. Sesim geliyorsa sıkıntı yok. Evet. Bugün dedik ki bizim böyle çok yine ara ara sürekli bahsettiğimiz bir ikilinin Jason'la DH için Doesn't Have to Be Crazy at Work diye bir kitabı var aslında. Böyle biraz güncel iş yapış yöntemlerine, şirket yönetme yöntemlerine böyle bir neden öyle olmasına gerek yok dedikleri bir kitap.
Okumadıysanız da öneririz. tamamen bizim reklam almadan sevip beğendiğimiz bir kitap. Oradaki bazı yaklaşımları aslında biz Hardal'da uygulamaya çalışıyoruz ya da böyle baz alıyoruz. Biraz hardalda bunları nasıl yapmaya çalışıyoruz? Yani aslında nasıl ortamı crazy yapmamaya çalışıyoruz? Ne zaman fail ediyoruz? Ne zaman bunu başarıyoruz? Biraz bunu konuşalım dedik diyeyim ve Berkay açılış konuşması için sözü sana vereyim. Ne düşünüyorsun? Sen yakında tekrar okudun bir de kitabı değil mi? Ben hafta sonu hafta sonu tekrar okudum.
Yani aslında parayla böyle hani şey reklamsız sö reklam reklam yapmıyoruz gibi söylüyoruz ama bence yani reklamının sürekli yapılması gereken bir konsept. konsepte geçmeden önce de şeyi söyleyebiliriz. Yani bu işte hani DHH ve Jason ikilisinin aslında birden fazla kitabı var. İşte bu web sitesinden de aslında yani 37s signals.com olması lazım. O siteye girdiğinde books diye bir sekme var. Orada bütün bu yazdıkları kitapları public olarak yayınlıyorlar. Hepsi açık PDF isteyen istediği formatta okuyabiliyor.
İstiyor istiyorsa basılı satın alabiliyorlar falan. Konsepte de böyle ufak böyle bir girizgah yapacak olursak aslında şirketin yani şirketleşmenin o yönetim kabiliyetinin yönetim için gerekli olan safhaları şirket yönetmesinden ziyade bir product yönetimine çekip bir örneklem üzerine anlatıyorlar. Böyle kitapta böyle 78 farklı case var. 78 farklı örnek var ama genel hatları itibariyle aslında şirketin bir ürün olduğu olduğu ve şirketi yönetirken de bir ürün manage ediyor gibi, bir product manage ediyor gibi aslında yönettiğin bir saf
Sen ne şey yapmıştın? Ne zaman okumuştun? Ben oluyor birkaç sene ilk okuduğum. Hım. Sonra seninle hafta sonu konuşunca bir tekrar bir açıkçası bitiremedim yalan yok ama böyle bir tekrar bir yarıladım kitabı. Orada şeyi tekrar fark ettim. Mesela bizim aslında zamanında yaptığımız sonra yapmayı bıraktığımız şimdi tekrar geri dönmek istediğim bir nokta var. O da hedef koyma kısmı. Yani şöyle dedikleri bir nokta var. Benim çok hoşuma gidiyor orada.
Diyor. Eğer diyor işte pazar payı, rakipler işte ciro hedefi gibi hedefler böyle koyup sürekli çevrendeki diğer rakiplerini vesaire incelersen diyor böyle garip iğrenç bir çıkmaza giriyorsun diyor ve ne yaparsan yap aslında başarısız hissediyorsun diyor. Fakat iyi bir ürün çıkartmaya, bu senin bahsettiğin şey de zaten birazcık orada iyi bir ürün çıkartmaya iyi bir client success, iyi bir customer satisfaction, yani insanlar mutlu olsun, ürününü kullananların bir faydası olsun noktasına geri dönersen yani onu yaparsan aslında o success de yanında gelir tarzında bir yaklaşım var.
Bu bizim aslında Hardal ilk çıkarken Hardal böyle çıktı. Yani biz kendimize ve markaların kullanacağı ve işine yarayacağı bir ürün çıkartma hedefiyle çıkarttık. Fakat işler ilerledikçe işte San Francisco'ya gittik, diğer startup'larla çalıştık, yok yatırım aldık falan filan derken bir anda konu şeye geldi. İşte hedefin ne, ne kadar büyüyorsun, işte hızlı büyüyemiyorsan senden bir şey olmaz falan gibi noktalara gelince bir anda kendimizi şeyde bulduk. işte atıyorum 1 milyon dolar erar hedefi koyma.
Ve mesela bizim normalde bu sene sonunda hedefimiz 1 milyon dolara ulaşmaktı. Ulaşamadık. ve bu beni çok kötü hissettiriyor. Ulaşamamış olmak. Hissettiriyordu daha çok değil. Ama baktığın zaman bu bizim 5 kat büyümediğimiz anlamına gelmiyor ya. Orada odağımı tekrar mesela bu iyi product, iyi customer satisfaction'a geri çekmek istediğimi fark ettim mesela. Ya zaten oradaki mantık o. Bu arada hani bizim hedefe de gelecek olursak zaten biz 100.000ken 1 milyon hedefi koyduk.
Evet. Çarpı 10 yiyelim dedik yani. Ama yani 500'e 500'e ulaştık ya. Hatta 600 olduk. 600 600'e ulaştık. Yani 6 kat büyümek sanki hedefi yüksek koyunca daha az geldi gibi bir şey oluyor ama alakasız hedef yani bu arada 1 milyon koymamızın hiçbir şey yok de yoktu evet hedefi yüksek koymak güzel ama hiçbir mantıklı yanı yok yani. Biz 2 milyon olsaydık da şey yok. Aynen. Matematiksel bir şeyi yok yani.
Onun böyle şey hesabı yapmadık. Pipeline Aynen. Pipeline'da 100 firma var. İşte bunun %20'si satışa dönse ortalama sepet tutarımız bu kadar böyle bir hesap yok yani. Sen dedik ki abi 100den bir çok iyi success story falan ama yani kitabın da yani değindiği nokta biraz bu. Yani özellikle şeyden çok bahsediyorlar işte o distractive ortamları böyle minimize etmek. İşte mesela şey çok iyi büyük hedefler koyup aslında yani bunların böyle gerçekleşmeyecek bir deadline'lar falan vermektense mesela küçük küçük gruplara bölüyorlarmış.
Atıyorum işte 50 kişi falan olması lazım onlar. kişiden daha fazla bir proje oluşturmuyorlar. Yani bir proje varsa bir designer olacak. İki de development olacak. İki developer bir designer. Designer dediğim illa bir şey tasarlamasına gerek yok. Yani işte orada süreci dizayn eden de olabilir, marketingi dizayn eden de olabilir. Bir designer, iki developer, bir designer, iki developer şeklinde üçer gruplar halinde yapıyorlarmış. Ve bu da mesela bizim koyduğumuz hedef gibi işte 1 milyona yarara ulaşacağız ama yani başı yok, sonu yok, nedenselliği yok, yapılabilirliği belli değil.
Bunların önüne geçiyorlarmış. Mesela atıyorum tutmadı ya atıyorum 1.yon dedik 600'e ulaştık. Bunu biz hani başarısızlık olarak saymak yerine süreci değiştiriyorlarmış. Yani direkt böyle hedefi değiştirmektense ya da başka bir şey süreci değiştiriyorlar. Diyorlar ki mesela demek ki tamam biz 1 milyona ulaşacak bir şeyimiz yokmuş. Demek ki bunu nasıl iyileştirebilirize bakıyorlar. yani bu, hani deli bir deli gibi böyle hani deli yaptı diyoruz ya kendi kendimiz deli gibi bir şey yaptı diye.
Ve böyle, şirket yönetmenin mantığı yok. o yüzden oradaki tutumları benim aşırı hoşuma gidiyor. kesinlikle katılıyorum. Bu arada kameram nedense koptu. Hah, şimdi geri geldi. He, şey ya kesinlikle katılıyorum. Bir de bence mesela bizim yine tekrar geri dönmemiz gereken şeylerden biri biz gerçekten mesela o şeyi de çok iyi yapıyorduk eskiden. Ufak olduğumuz için de biraz çok daha focused ve hani böyle şeydik mesela zaten hani diyorsun ya üç kişilik ekipler kuruyorlar kişi yönetiyorlar falan diye.
Biz zaten kişi olduğumuz için onu başta çok iyi yapıyorduk. Hani 3 kişi böyle bir şeyleri hallediyordu. Şimdi mesela 10 kişi olunca tekrar bence o bölünmelere başlamamız gerekiyor. Yani hatta geçen gün konuştuk ya ben bir proje açmışım. Sen dedin bana abi neden projede 8 kişi var diye. gerçekten yani o şeyin dengesine oturtmak çok önemli bence. Bir proje sorumluları kim? Kimler hallediyor? Tamam diğer insanlar bilsin ne olduğunu ne bittiğini ama dahil olmasına gerek yok.
Yani sırf bir laf edebilir bu konuda yani laf etmekten kastım bir katkısı olabilir diye herkesi dahil etmenin de bir faydası yok. Bir de bu şeye evriliyor. Mesela biz eskiden yine de dikkat ettiğimiz şu anda da hala uğraştığımız şeylerden birisi o en çok çalışıyorum nişanesini vermemeye çalışıyoruz insanlar. Ona aptallık. Ona aptallık diyorlar bu arada. Evet. Bence çok haklılar yani. Gerçek yani. Evet. Yani çok çok çalışıyorum diye övünüyorsan abi bu bir dediğin gibi bir nişane değil diyorlar.
Yani bu aptallık diyorlar. Bu hadi çok çalıştı abi. Çok çok çalışmak bir mesele değil yani orada. Aynen. Bizde mesela her ne kadar bunun tam tersinin şakası olsa da hani bazıları yuzur bazıları çalışır muhabbeti. yani şey bence çok kritik. Günde 12 saat çalışmak seni gerçekten çok daha katma değeri yüksek biri yapmıyor. O yüzden mesela şey yapıyoruz. biz her sabah şu an mesela herkes o günkü hedefini, o günkü yapmak istediği işleri yazıyor Slack'te.
Bunun temel sebebi aslında sen kendine hedef koyduğun 1 hadi 3 taskı bir günde halledebiliyor musun? Sen ne kadar adho işlerle bölünüyorsun? Bunu anlamak. Neden? Çünkü sen gerçekten kendine üç task hedef koyduysan ve bunu 8 saatlik çalışma zaman diliminde yapamıyorsan o zaman demek ki bir yerlerde hata var. Senin 12 saate ihtiyacın varsa mesela o üç taskı halletmek için ya da bir taskı halletmek için demek ki üzerinde çok fazla iş var, çok fazla proje var ve zamanını doğru yönetemiyorsun.
Çünkü onların büyük bir kısmı aslında gürültü yani seni gerçekten hedefe taşıyacak bir şey değil, açlık değil. Onu anlamak bence hem insanın üstünden de iş yükü atıyor hem de gerçekten biraz daha böyle hedefe doğru koşturuyor gibi geliyor bana. Ya zaten oradaki şeyleri bir tane böyle hani şey gibi işte takvim blokların böyle tetris tetris kutuları gibi işte olması yani öyle olmasına da gerek yok diyor diyorlar. Ve aslında savundukları şey de yani her bir iletişim birbirinden böyle bir şarj götürüyor ya da şarj ediyor.
O o o bağlantısallık benim çok hoşuma gitmişti. Yani işte mesela ben biz şu an birde konuşuyorsak bizden bir normalde şarj gidiyor yani bünyemizden bir şarjı alıyor ama şarj şarj eden de bir şey olabilir bu iletişim olabilir. Mesela şu anda aslında götürdüğü gibi de geri de getiriyor, motive ediyor. bir şeyler öğreniyoruz, bir şeyler konuşuyoruz falan ama bu iletişim tek taraflı olduğu zaman ya da işte biraz toksik hale geldiği zaman işte ne yaptınız, ne oldu o iş ne zaman olacak bilmem ne gibi böyle bir yapı içerisinde o biraz böyle toksik hale dönüyor ve o iletişim aslında senin şarjını da götürüyor.
O mantık biraz böyle benim hoşuma gidiyor. Çünkü mesela ofiste de bunu uyguluyorlarmış. şey yapıyorlar mesela işte toplant şey kütüphane kuralları gibi bir şey var ve bir şey konuşacak konuşacaksan abi konuşmuyorsun ve şey işte Slack Mek zaten kullanmıyorlar da işte bans kullanıyorlar falan o anlık mesajlaşma toplantı işte acil abi şu maila bir baksana şu konu var abi acil elimizde falan gibi bir yaklaşım kesinlikle yok acil olan bir şeyi önceden şey yapacaktım product management'da onu bir slot atacaktın ya da işte konuşman gereken bir şey varsa alıyorsun arkadaşını çıkıp başka bir yerde konuşuyorsun falan.
Yani ona kütüphane kuralları dedikleri vallah bu iki konsept de benim aşırı hoşuma gitti. Yani hem böyle bir iletişimin şarj götürdüğü hem de distract edilmiş yani böyle anlık mesajlaşmalardan böyle veya anlık konuşmalardan dikkatin dağıldığı o kütüphane kuralları beni benim çok hoşuma gitti. Peki abi asenkron iletişim hakkında ne düşünüyorsun? hislerin nasıl o konuda? Yani saat farkı olsaydı nasıl olurdu diye de düşünüyorum. Onun için de mesela buldukları çözüm şu abi.
Mesela anlık olarak bir şey söylemek yerine sen bir şeyi detaylıca yaz. Ona bir ilan panosu gibi, panoya asar gibi yaz ve onu okuyan onun üzerine düşünülmüşlüğünü hissetsin ve cevabı verirken de sana düşünerek cevap versin. O da uzun uzun kafasında tartsın ve öyle cevap versin. Dolayısıyla asenkron iletişimde biraz böyle panoya ilan asma gibi bir mantık olduğu için onun biraz yararlı olduğunu düşünüyorum açıkçası. Ama anlık iletişimde gerçekten kimse kimseyi dinlemiyor.
Yani bu artık net onu görüyoruz. Yani kimse kimseyi dinlemiyor. O yüzden kimsenin böyle bir zamana da şeyi yok. Tahammülü de yok bu arada. O biraz böyle korkutuyor beni. Yani benim şeyim, isteğim hani senkron olarak böyle anlık iletişim olması taraftarıyım ama yani konu iş olunca ya da başka bir şey olunca bu neredeyse mümkün değil şu anda. Ya 10 saniyede yakaladın yakaladın iletişimi. Yakalamadın da kopuyor. Aynen. Mesela bence o yüzden de ya şeye bağlı galiba yani ben de çok işte asenkron iletişim nasıl olabilir ya mesela baktığında bizim ekipte sabah bir daily s yapıyoruz yarım saat bunun hatta etkisini varlığının değerini tartışıyoruz bir de cumaları bir daha goygoy seans olarak bir süredir katılamadım ben ama not safe for work session'ımız var.
Yani aslında bizim böyle düzenli me sayımız oldukça az. bunun sebebi de aslında biraz daha asenkron iletişimyi de yürütmek istememiz. Bence asenkron iletişimde özellikle iş aktarımında ya da bir problemle alakalı bir şeyde şey çok işe yarıyor. Dediğin gibi uzun açıklamalar, minik videolar ya mesela şey yerine ya abi şu nasıl yapılıyor bana göster yerine ya bunu yapabilen var mı deyip altına birinin onun açık atıyorum açıklamalı videosunu çekmesi, yazması, grafiklerle iletmesi asenkron iletişim için bence çok sağlıklı.
Bence aç senkron iletişimin biraz daha zorlandığı noktada karar üzerine kurulu iletişimler yani bir karara varman gerekli iletişimlerde uzun discussionlar bu sefer asenkronda genelde gelen çözüme varılamamasına sebep oluyor. Onların da dediğin gibi şeye gerekiyor bence. Yani abi çok hızlı bir araya gelelim, kararımızı verelim ve devam edelim. Sen iletişim kurmaya çalıştıkça bunun doökümanını çıkartalım, artılarını, eksilerini tartalım dedikçe böyle sonsuza giden iletişimlerle bir bakıyorsun 3 ay boyunca discuss etmişsin.
Sonra o asenkron discussion fade etmiş ya. Yok olmuş böyle ve konu havada asılı kalmış. O yüzden ben de böyle asenkron çok mantıklı destekleyelim ama karar verileceği zaman da abi gel ik dakika bir meete konuşalım. mesajlaşmak da değil. 30 saniye zaten konuşsak bir karara varıp kapatacağız noktasında oluyorum. O yüzden de asenkronun işe yaramadığını düşündüğüm noktalarda var. benim tarafta yani onlar kadar böyle asenkron şeyi değilim. destekçisi de değilim.
Özellikle de majör konularda diyebilirim. Ya normal hayatta olsa mesela hani normal hayat yani iş hayatını biraz normal hayata çevirmeye çalışıyoruz ya ama normal hayatta da hani asenkron için biraz anlamsızlaşıyor ya mesela hani çünkü anlık diyalog kurman lazım atıyorum marketteki kasiyerli bir şey soracaksın ve kasiyerden cevap alman lazım kasiyerin şöyle bir şey dediğini düşünsene. Yani şu anda önümde bir iş var abi sana cevap veremiyorum. ben sana bunu bilar cevap vereceğim falan ya da işte üzerine
Ben sana bununla alakalı video atacağım abi. Bir loom atacağım sana. Hani işte hani o informasyonu verme ve alma arasında yani gerçekten şey var. bir bir denge olması lazım ama tabii ki de yani şey bu bu arada kendi kitaplarında da bahsettiği gibi böyle hiçbir şey bir taşa yazılı kural gibi değil. Her şey değişebilir. Her şey değişmek zorunda. Bir product olduğu gibi işte zaten esas çıkış noktaları da bu.
Yani bir product gibi yaklaştırıyorlar şirkete ki şirketin abi birinci versiyonda buyduk, ikinci versiyonda bu olacak, 3üncü versiyonda şunları planlıyoruz gibi bir şekil alması gerekiyor. O yüzden böyle koyulan katı kurallar gibi değil de gerçekten stressiz yani keyifli hale getirebilmek için bence olması gereken bir altlık böyle bir taban gibi çok ideal bir durum. Peki sen şeyi düşünüyor musun? Yani bu biz ne kadarını uyarlıyoruz mesela böyle bir şeyin yani Hardal olarak ne kadarını uyarlıyoruz ve sence diğer şirketler böyle bir şeyin farkında mıdır?
Bence değiller de bilmiyorum yani mesela bilmiyorum abi varsa mesela yazsınlar şirket saatlerine buradan seslenelim. Yani abi bu mesela böyle bir kitap okuyup ya da bu olmasına da gerek yok herhangi bir kitap okuyup bunu şirketinde böyle uyarlamış bir başarıya ulaşmış birileri varsa yazsın bize. Abi bence orada şöyle bir ayrım var. biz zamanında bazı DC'ler tarafından bu yüzden suçlandığımız da oldu. Yani suçlandığımız değil miyim de, siz o kadar şey değilsiniz.
Galiba. Zorbalandığımız mı? Bali zorbalandığımız. Zorbal. Aynen böyle siz abi bu kadar ya bence çok ciddiye almıyorsunuz dedikleri noktalar oldu. Bir iki kişinin diyeyim direkt şirketin değil ama bence şunu yapmaya çalış ben biliyorum onu. Kim olduğu şey yapsana. Ben biliyorum onu kim falanı. O kendini çok iyi biliyor. ya şunu yapmaya çalışıyoruz aslında biz sen de ben de hayatımıza uygun ilk kurduğumuz şirket. ilk defa yatırım aldık. İlk defa ekip büyüttük.
İlk defa product çıktı. İlk defa bir sürü ilk var. Ve şunu yapmaya çalışıyoruz aslında her ilkden bu bir kriz de olabilir. Bir şekilde bir şey öğrenelim. Kendimize, ekibe, ekipteki herkese bir şey katalım ve bu bize bir ders olsun mentalitesindeyiz. O yüzden de aslında her anın tadını çıkarmaya çalışıyoruz. atıyorum mesela şu an böyle işte büyüme süreci ile alakalı birçok şey yaşıyoruz ve çok büyük struggle'lar bunlar. Ama bunların tadını çıkarmamız lazım.
Çünkü bir daha büyük ihtimal yaşamayacağız böyle bir şeyi. Ve belki yarın bir gün şirket 100 kişi olacak, belki 5 kişiye düşeceğiz. Bunu da bilmiyoruz. O yüzden de bu tarz işte it doesn't have to be crazy at workdeki çoğu şeyi düzenli olarak aslında kendimize hatırlatmaya çalışıyoruz. Çünkü bu aynı zamanda belli alışkanlıkları da kırmak. Şimdi şirket olarak her zaman survivalistik bir moddasın. Bu survivalistik bir modu kırabilmen için işte büyüme odaklı ama hayatta kalmaya çalışmak değil de gerçekten bir şeyler build etmeye çalışmak için kendini zorlaman gerekiyor.
O yüzden bazen çok iyi yaptığımızı düşünüyorum. Bazen ister istemez unuttuğumuzu düşünüyorum o günün şeyinde ve sürekli kendimizi geri çekmeye çalışıyoruz. Aslında şeyler tarafında ise diğer şirketler tarafında ise tabii ki de tek yapabilen, tek yapan biz değilizdir. Ama ben de çok görmedim böyle bunu sorgulayan, bunu şey yapan böyle bazı ekiplerde gerçekten şeyler oluyor. Hani böyle içeride sağlıklı bir kültür oturtmaya çalışmayı da gördüğüm oldu. Ya da tam tersi bunun tam tersini şey yapanlar da oldu.
Push eden ekipler de gördüm. Yani hani abi işte günde 12 saat çalışan en kraldır, kaos bizi besler. It has to be crazy at work diyen ekipler de oldu. Tamamen bence bakış açısıyla. Ama özellikle startup'larda abi bence çok diğeri çok daha yaygın. Çünkü startup konsepti zaten survive etmek üzerine. Bu adamların dediği şey de tam tersi. Yani survive etmeye çalışma, o mentaliteden çık dedikleri için. Ya zaten illa illa startup şey kültür de olması da gerek yok aslında bir KOB gibi de orada var oluyorsun ve aslında KOBİ'nin de yaptığı hayatta kalmak veya kurumsal şirketlerin de yaptığı hayatta kalmak en geniş anlamda onların struggle'ları biraz farklı.
Bizlerin küçük ölçekte olduğumuz için biraz daha farklı ama yani ölçeklendirmeden bağımsız olarak uğraştığımız konuları ne kadar sakinlikle ele alırsak, ne kadar planlı, programlı ve profesyonel bir şekilde ele alırsak bence o kadar daha iyi karar verebiliyoruz. o yüzden yani bence dışarıdan gözüken algı gibi ya işte bunlar çok cool insanlar ya da işte çok böyle haralı gürele iş yapıyorlar, güle oynaya iş yapıyorlar ama işte yok hayat öyle değil bak biz survive ediyoruz gibi böyle bir kıskançlık vari biz burada hani insanlara patronluk taslayalım diye burayı açmadık ki.
Ya da işte birileri gelsin ne bileyim işte çayımızı, kahvemizi getirsin, arabamızı otoparktan çıkarsın, işte HGS'mizi ödesinler. Ya benim şu SGK'yı da yatır falan dediğimiz yani o o patron şeyinden değiliz ama yani çoğu insanlar bundan hazıyor ve bundan daha büyük bir beklentisi olmadığı için şirketin onlara sağlayacağı ve normal hayatında da sağlayacağı değerleri yok sayıyorlar. Ama bu çok kritik bir şey. Yani sen buradaki stresini normal işte eşinle, dostunla evine gittiğin zaman da taşıyorsan bu zaten çok yanlış bir şey ama bu virüs gibi yayılan bir şey.
Yani kitapta da ondan bahsediyorlar. Yani bu gerçekten virüs gibi yayılıyor. Yani senin stresin çalışanına yansır. Çalışanın stresi çalışanın ailesine yansır. o çalışanların kendi aralarındaki stresi birbirlerine yansır. niye o zaman stres üreten bir fabrikaya dönüşüyoruz ki? O yüzden hani bizim öncelikli olarak böyle sakin, doğru karar verebilen ve işte o stresten uzak bir yaşam standardını benimsiyor olmamız lazım ki bu da zaten beraberinde para da olsa para getirsin, mutluluk da olsa mutluluk getirsin, aileyse ya da yaşantıysa bunları getirsin.
Onlar da tamamen onları savunuyorlar. şey de çok kötü yani işte ne bileyim abi sabahın 6'sında kalkıp Beylikdüzü metrobüse falan böyle işe giden insanlar. Şimdi biz de zamanında bunları yaptık ama hani mesela dinleyenler arasında hani böyle işte trafikte boğuşan insanlar vesaire varsa hep mesela bence şunu söyleyebilirler kendi içinde. Ya işte bak sabahın köründe zaten kalkıyoruz işe zor yetişiyoruz. ne ara bu tarz böyle stressiz bir ortam yaratacağız diye.
Ama gerçekten zaten önce bunu ters çevirmek gerekiyor. Önce zaten böyle bir ortamı oluşturmak gerekiyor ki o zaten beraberinde gelsin. Biraz böyle o farkındalığa erişmek lazım. Belki zaman alır. Yoğun insanlar bak ay sonu gelmiş dertli yani insanlar. Biraz böyle bu dertlerini biraz böyle göğüsleyip bir çıkarım. Bir de bence şey var yani dert bitmiyor ya. En temel şey o. Yani şimdi biz hani böyle şeyi temel hayat şartları, dertleri kenara koyuyorum.
İşte sağlık, hayatta kalma mücadelesi vesaire bunlar bir kenara. Şimdi zaten hani böyle yine Hardal üzerinden alırsak biz ayda 50.000 dolar, 5.000 dolar diyeyim hatta ayda 5.000 dolar ciro yaparken de bir sürü derdimiz vardı. Şimdi bugün de hala bir sürü derdimiz var. Her şey yolunda gitti. Diyelim ki öyle bir noktaya geldi ki Hardal ayda 1 milyon dolar cir yapıyor. Yine bir sürü derdimiz olacak. o yüzden bu bundan çıkamıyorsun ve dediğin gibi tamamen yani insanoğlu da böyle olduğu için birbirini çok etkiliyor.
Sen mesela bu sabah bana şey yaptın işte böyle ben sana yazdım işte çekiyor muyuz podcast falan sen abi hiç keyfim yok falan filan dedin. Mesela o şakam bile bu arada çok kötü bir şakaydı. hemen mesela beni şey yaptı. aa ne oldu ya falan bir şey mi oldu? falan diye böyle hemen mesela beni de olmayan bir şey bile aşağı çekebiliyor. Bunu aşabilmek de zaten bence işin en zor kısmı.
Yani stres olmamak, mutsuz olmamak, söylenmemek bunlar çok zor şeyler. Ama bunu ne kadar becerebilirsek zaten o kadar bilmiyorum ileri gidiyorsun ve bence hedefin de bu doğrultuda olması lazım. Yani o yüzden benim bu kitap çok hoşuma gidiyor. Hedefin gerçekten 1 milyon dolar ulaşmak, 10 milyon dolar ulaşmak olmaması gerekiyor. Çünkü sonu yok. Ve o kadar saçma bir metrik ki para hiçbir şekilde başarı bilmem ne ölçen bir şey değil yani.
Ama toplum işte startup dünyası, investment art hepsi buna ittiği için biraz o kırılımın dışına çıkabilmek bence çok iyi hissettiriyor. Umarım bunları hatırlayıp böyle kendimize sürekli de remind ettirebiliriz diyeyim yani. Valla ben de öyle düşünüyorum ya. Kesinlikle. Yani ara ara zaten yani bunların böyle bahsi geçmesi de iyi. Ara ara streslenmemiz de iyi. Yani işte ne bileyim yani ya şaka olsa ya da başka bir şey olsa ya sadece bunların dışarıdaki insanlar tarafından böyle ya işte bunlar çok laçka işte bir hadi bunlar yapmıyor bunlar işte bilmem ne yapıyor diyen insanlarda hani sanki öyle yani iş ya abi iş yani bu ne yaptığının hiç önemi yok yani.
Bir hastane malzemeleri üreten bir şirket de olabilirsin. Bir diş malzemeleri üreten ya bir otomobil sektöründe olsa yani sonuçta yapılan iş ve senin özel normal hayatın da var yani ve bütün hayatın bu olmak zorunda değil streslenmenin gereği yok. Normal hayatında streslenebilirsin. Ne bileyim abi bahçeye ağaç düşer ona stresirsin. Başka bir şey olur yani. Abi bu arada farklı yani çok alakasız bir şey söyleyeceğim. Geç bugün okudum daha son dönemdeki en hızlı büyüyen iş kollarından birisi data center temizlik şirketleriymiş.
Özellikle Amerika'da inanılmaz bir iş kolu haline dönüşmüş abi. Sadece data center temizleyen şirketler türemiş ve hayvan gibi de cir Aynen. Bildiğin data center'ı böyle süpürge hani anladın mı? Hani böyle fıt fıt fıt cif sıkıp böyle data centerların tozunu alma. inanılmaz bir iş kolu oluşmuş mesela. Hani illa amacın para kazanmaksa inanılmaz bir fırsat var. Buyur. diyor insan. Yani hani illa böyle eyay meyayla da uğraşmana gerek yok temel amacın oysa.
Ama ne kadar keyif alırsın o da ayrı. Ama ama ya işte bak mesela ben bundan mesela keyif alabilirim. Anlatabildim mi? Atıyorum yani işte onun da dertleri mesela şu olabilir. Şunu diyorlardır mesela. Ya arkadaşlar ben siz işte kaç defa dedim işte aynı kullandığınız bezi bir daha kullanmayın falan ya. Ya da işte ya oraya süpürmeye, temizliğe oradan mı başlanılır ya falan diye hani kendi aralarında da elbette stresleri vardır ama dışarıdan bakıldığında sadece alelade bir temizlik değil.
Bunu nasıl yaptıkları, bunu nasıl yönettikleri bence çok önemli. Bize o zorbalığı yapan insanlar da bence ona baktıkları zaman şunu düşünürler. Aa bak işte AI yapmıyorlar. Data center temizliği yapıyorlar. bir gelecek yok, bir şey yok falan diye ama data center temizliğini AI yaparsan abi o zaman işte milyon dolarlık proje işte nasıl yaparlar bilmiyorum yani şey robot süpürgeler var ya onlardan belki olabilir bilmiyorum aklıma gelmedi. Ya da ile planlanma falan en optimal planı ile yapıyoruz.
Hay ya da şey hani kelime kelime şakası varmış hani eile yapıyoruz dedikleri böyle bezlerin üzerinde yazıyormuş. Ay çok kötü eyayla yapıyoruz falan. Eyay temizlik çok güzel bezi. Evet. Yani hepsi öyle. Neyse o zaman bu şeyden yani bu kitaptan da çıktığımız olarak gerçekten sağlıklı, stressiz böyle bir iş yönetimi sağlamaya çalıştığımızda aktaralım. Herkese de tavsiye ederiz. Gereksiz büyüme takıntıları iyi şeyler değildir. İnsanları boş yere kırmayın, üzmeyin. Onlar da sizi üzmesin.
Buradan sesleniyorum herkese. Bizi üzmeyin. Üzmeyin birbirinizi. bence şey de olur yani açıkçası öneriler de yani bu konuda, herkesin deneyimlediği, yaptığı belli şeyler vardır. Orada da önerileriniz olursa diyelim. Ben duymak isterim yani. Ya şöyle bir şey yaptık biz şirkette. herkese çok faydası oldu. Kibin motivasyonunu çok arttırdı falan filan gibi öneriler almak da güzel olur. Biz bunları denedik şu ana kadar diyebiliriz. Aynen. Bizi izliyorlar mı ya YouTube'da işte bizi izliyorlar mı?
Birkaç izlememiz oluyor sanki ara ara bence ya. Beyza sağ olsun. Beyza'nın yaptığı abi şey shortlar izleniyor o yüzden abi. Evet onları onlar izleniyor yani. Bence beyza short yapacağız yani short çekmek lazım. Bak orada bile bir dikkat şeyi var abi kimsenin. 40 dakika olmuş. 40 dakika tamiri yok abi böyle bir yere 40 dakika birini. Evet abi ya. Yok bir şey söyleyeceğim yine mesela ufak bir shoutout buradan bizim müşterilerimizden İpek Yol tarafında Ertuğrul var.
Ertuğrul mesela bir gün a ben sizi böyle arada izliyorum vesaire dedi hani işte arabada giderken dinliyorum falan dedi. Ben çok mutlu oldum yani bilmiyorum değerli hissettim kendimi. Mutlu oldum. O yüzden oluyor demek ki. Neyse çok uzattık. bir araya gelmek tekrardan böyle güzel oldu. Her ne kadar her gün görüşsek de bu formatta görüşmenin de tadı ayrı. Ağzına sağlık. Teşekkür ediyorum Berkay. ben teşekkür ediyorum. vaktin için. bu bölümün de sonuna geliyoruz.
Yorumları eksik etmeyin. YouTube'dan abone olmayı unutmayın. abone abone şeyi de vardı bizde click and like. Aynen. O zaman haftaya yeni farklı bir bölümle görüşmek dileğiyle diliyoruz. Kolay gelsin. Bay bay. Yeah.