Bölümden çıkanlar
6 madde- Piyasadaki her problemi çözmeye çalışmadan önce gerçekten bildiğin bir problemi çöz.
- Net bir düşman ürünü keskinleştirir ve alakasız işe hayır demeyi kolaylaştırır.
- Lean kalmak yalnızca kişi sayısı değil, önceliklerle ilgili bir tercih.
- Küçük ekipler bilgiyi bilinçli paylaşmazsa varsayımlar yeniden işe dönüşür.
- Yalnız kalmak için ayrılan zaman dikkati korur. İşten kaçmak değil, işin bir parçası.
- Küçük başarılar da fark edilmeli. Takdir, motivasyonun soyutlaşmasını önler.
Konu başlıkları
31 başlık- 0:00İkinci bölüme giriş
- 1:20Getting Real’ı daha derinlemesine konuşmak
- 1:43Kendi problemini çöz
- 2:34Bir düşmanın olsun
- 3:42Hardal’ın “düşmanı” kim?
- 4:49Lean kalmak ne demek?
- 5:46Küçük ve çevik ekiplerin avantajı
- 7:04Ekip büyüdükçe ne değişiyor?
- 8:01Her pozisyona gerçekten ihtiyacımız var mı?
- 9:43Öncelikleri doğru belirlemek
- 10:16Hardal’ın asıl çözdüğü problem ne?
- 10:51Detayları erkenden düşünmemek
- 11:40Gereğinden fazla düşünmek ve over-engineering
- 12:43Tek bir şeye odaklanmak
- 13:18“Hayır” demek neden bu kadar zor?
- 14:39Daha fazla “hayır” demeyi öğrenmek
- 15:18Ürünü ne kadar müşteriye bırakmalıyız?
- 16:08Müşteri geri bildirimlerini değerlendirmek
- 17:40Küçük ekipler ve güçlü iletişim
- 18:44Ekip içinde bilgi paylaşımı
- 19:34İletişimde kaybolan detaylar
- 20:43Varsayımlar yerine daha fazla bilgi
- 21:37Yalnız kalmaya zaman ayırmak
- 22:42Planlama, dikkat dağınıklığı ve çalışma alışkanlıkları
- 24:10Küçük başarıları kutlamak
- 25:05Takdir ve motivasyon
- 25:58Küçük şeyleri de kutlamak
- 27:10Başarıları paylaşmak ve görünür kılmak
- 28:05Getting Real serisinin devamı
- 29:00Kitabın yıllar sonra hâlâ geçerli olması
- 29:39Kapanış
Döküm
4.710 kelimeOtomatik altyazıdan çıkarıldı, o yüzden konuşmacı adı yok. Zaman koduna tıklayınca video oradan başlıyor.
Bizim de aslında başlangıç noktamız da bu. Yani çoğu konuk olduğumuz, çok şükür konuk olarak bizi çağırıyorlar bir yerlere. Oralarda da öyle bahs bahsediyoruz. Yani gerçekten kendi problemimizi çözdük abi. Yani biz yatırım dünyasında da biz bunu bunu sürekli söylüyoruz. Oturup sabah haniyi ben ne kurarsam girişimci olurum diye bir şey olmuyor ki. Gerçekten kendi problemini çözüyorsun ki ortaya bir netice çıksın. Aynen. %100 abi. Çok iyi o. Bir de burada bir tane şey başlığı var abi.
O konuda ne düşünüyorsun? Haven Enemy diye bir tane başlık var. Ah bu bizim blacklist değil mi abi? İşte. Evet. Selamlar herkese. Podcast'imizin ikinci bölümünden herkese merhaba. Ale selam. Nasılsın? Selam. Aynen. Gayet iyi. İyi. Süper. İyi, gayet iyi vallahi. Bir önceki bölümümüz korkuttu bizi yani uzun sürebilir dedik. O yüzden ikinci bölüme geçtik. Part 2'yi belki ayrı video olarak yayınlarız. Belki buradan birleştiririz. Tamamen keyfimize göre. Nasıl istiyorsan istersek ayırırız falan.
Şimdi aslında Getting Real'dan bahsettik. Yani kitapta gerçekten task genel kaba taslık üzerinden bizimle uyumlu olan tarafları böyle irdeledik. Neler yapabileceğimize falan baktık. Şimdi biraz daha böyle deep dive edip bölüm bölüm bakalım dedik. Hazırsan böyle ben böyle bir topiklere falan bir yandan böyle bakayım. Baktık istediğimiz gibi gitmiyor. Başka konuya döneriz. Ne olacak ki? Bu da kayıt ediyor zaten. Başla abi. Ekran mı paylaşsak? Değişik bir konsept mi yapsak?
Ne diyorsun? Aç abi. Tamam ekran paylaş. Bence de i vallah. Hadi bakalım. Bir podcast diye yani sesli dinleyen sayın seyircilerimiz için şey olmasın. Bir şey olmaz ya. izlemesinler diyorsun. Şey dinlemesinler. Aynen. Şöyle yapsam nasıl geldi ekran? İyi mi? Çok iyi. Aynen. Müthiş. Intro. Introya geçelim. Müthiş. Aynen. starting line diyor ya bu arada kitap böyle çalışıyor zaten. Ara ara böyle katmanlar falan var. Her bir katman kendi, şeyine gidiyor.
Aynen. Bahsettiğimiz böyle bütün konular aslında hepsi burada. şu büyük başlıklı olanları böyle yavaş yavaş inceleyebiliriz. Mesela starting line diyor ya. Burada birkaç tane nokta var. Mesela işte işte what's your problem yazıyor mesela 5. chapter için böyle şey diyor. Hani kendi kendi derdini çöz diyor aslında biraz. Bizimki bizimki zaten bu. Evet. Yani bence bu bayağı kritik. Çünkü yani insanın işinin ilgi duymas duyman gerekiyor gibi geliyor bana. Hani adam akıllı bir sonuç çıkartabilebilmen için.
O yüzden de bu olay bence harbiden bayağı kritik ya. Çok bizim de aslında başlangıç noktamız da bu. Yani çoğu konuk olduğumuz çok şükür konuk olarak bizi çağırıyorlar bir yerlere. Orada da öyle bahs bahsediyoruz yani gerçekten kendi problemimizi çözdük abi. Yani biz ama yatırım dünyasında da biz bunu bunu sürekli söylüyoruz. Oturup sabah hani ben ne kurarsam girişimci olurum diye bir şey olmuyor ki. Gerçekten kendi problemini çözüyorsun ki ortaya bir netice çıksın.
Aynen. %100 abi. Çok iyi. O yüzden bir de burada bir tane şey başlığı var abi. O konuda ne düşünüyorsun? Haaven Enemy diye bir tane başlık var. Ah bu bizim blacklist değil mi abi? İşte abi şimdi burada birazcık böyle bir aslında şey gibi anladım ben. Sen nasıl anladın bilmiyorum ama yani aslında bir bir şey gibi neye karşı savaştığını bilgi bir yerde. O yüzden böyle bir düşman şirketin olsundan öte yani senin yaptığın bir şey bir şeyin aslında tersi olmalı gibi yerden yaklaşıyor.
Bu bu şeye denk geliyor bu arada. Anti kahraman. Aynen. Aynen. Aynen öyle. Aynen öyle. Yani yani öyle bir şey ki şey gibi yani senin motivasyonun sadece işte bir işte dünyanın en iyi atıyorum proje yönetim toolu olmak değil. Bir taraftan da biz şunun karşısında duruyoruz her zaman tarzı bir bakış açının olması gerektiğine dair. Ben orada şeyim yani bizim bence bir ana düşmanımız değil birkaç birkaç düşman belirlediğimiz şey var.
Atıyorum mesela çok kapalı kutu şirketlerin tersi olmak istiyoruz. İşte bu open startupçılık birazcık oradan geliyor gibi böyle. Şimdi böyle 15 tane örnek vermeyeyim de ama bir tane ana düşmanımız yok gibi hissediyorum ama sana merak ettim. Sence var mı? Yani Hardal şunun antisidir bence. Zaten o mesela şey kültürüne de karşıyız ya mesela işte all in one. Her şey tek bir yerde olsun. Sadece bunu kullan ve başka hiçbir şey kullanman aslında bütün şirketlerin şeyi stratejisi buyken biz tam tersi bir yerden yaklaşıyoruz ya.
Bence bizim karşı durduğumuz nokta olarak bu. Yani abi zaten bir şey kullanıyorsan onu da kullan ama onu daha iyi kullanabilir hale gelmen için zaten Hardal var. Yani tamamen farklı bir bakış açısıyla orada sunduğumuz için productın katma değerini bence bizim zaten tam olarak savaştığımız da bu yani. Çünkü hep böyle işte Google Antix'e farkınız ne? Evet. Bilmem neye farkınız ne? One olmak istemiyoruz yani. Onap shok çözümlerin düş. Evet doğru doğru.
Bak katıldım. Yani bizim bizim bence dü düşmanımız bu. Yani gerçekten hep de savaştığımız konu da bu. Katılıyorum, katılıyorum. Çok beğendim bunu. Bu şeyi, yaklaşımı. O zaman bir sonraki şeye geçebiliriz bence. Stay lean. Ne demek sence stayin? Abi işte bu aslında konuştuğumuz bir öncekinde biraz daha bence burayı bayağı şey irdeledik. Bu şey konusu yani eforu, yükü minimize etmek, değişim maliyetlerini minimize etmek gibi tüm başlıklar aslında. Mesela bu be yourself kısmı burada güzel.
Bence orayı biraz irdeleyebiliriz. Burada aslında şeyden çok bahsediyor. Yani büyük şirketlerle bir nevi kıyaslandığın için büyük bir şirket gibi davranma, corporate bir şirket gibi davranma. Onun yerine insancıl ve dostane bence bayağı kritik. Yani bunu mesela sen daha çok yapıyorsun. Yani sende bence bu daha çok var. Atıyorum bir yerde bir problem mi var abi? Söyleyelim müşterilere arayalım anlatalım böyle böyle oldu. Benim o mesela corporate damarın biraz daha hani kriz yönetimi falan gibi ele almaya çalışıyorken bazı şeyleri bence harbiden o biz de insanız.
Ürün de yavaş yavaş gelişiyor kusura bakmayınlar falan. Bence çok çok fayda sağlıyor ilişkilere, ürüne, ekibe vesaire diye düşünüyorum. Ve bence en çok karşı tarafa ya ürünü kullanarana fayda sağlıyor yani. Çünkü bu şey gibi bir yerden değil zaten. Hadi build together birlikte yapalım gibi değil. Gerçekten o iletişim bugün baş karşıda yani o ürünü kullanacak olan kişi bugün başka bir şirkette yarın başka bir şirkete geçebilir. O yüzden yani oradaki iletişimi kurup o şeyi sağlamak çok kıymetli.
Ya bence burada biraz böyle dikkat etmeye çalışılan kısım biraz daha böyle mess olma. Bu genel şey kültürü var ya işte lane startup yani işte o yalın yalın startup muhabbetinden biraz böyle değişik bir şekilde işte less mass yani bu o şey analojisi orada devreye giriyor yani senin ya zaten milyonlarca kullanıcın yokken niye yani altyapınla teknolojini buna doğru evet sürüklüyorsun anladın mı yani işte karmaşık ay karmakarışık böyle cloud structurları bir şeyler falan bence biz bu aşamalardan çok iyi bir şekilde geçtiğimizi düşünüyorum yani.
Yani şey ekip üç kişiyken sadece Mert varken falan yani bu tarz şeyleri hızlı hızlı aksiyon alıp böyle bir yerlerde hani derme çatma da olsa bir şey de olsa en iyisini yapmaya çalışmıştık ama ekip şimdi büyüdükçe biraz daha böyle scale olmaya odaklandıkça işlerinin rengi değişiyor sanki yavaşladığımızı hissediyoruz ama bence bu tam olarak böyle gitmek istediğimiz bir format yani o değişimin gerçekten derinden yaşıyoruz. O yüzden de tam olarak böyle neredeyse adım adım bu insanların neler çektiğini biz de çekiyormuşuz ve o yüzden ben kendime çok yakın görüyorum buradaki kısımları
Abi. Evet. Bir de bizde de biz özellikle şu zamanlarda mesela onun şeyi çok var yani aslında bir nevi bu zamana konuştuğumuzun biraz daha şeyinde scale'e daha okey yani aslında daha sağlam tabanlar oturan bir yeni versiyon üzerine de çalıştığımız bir dönemde bence o yavaşlığı hissediyor olmamız normal. Çünkü biz bu zamana kadar harbiden böyle şey ne zaman bir gemi gemiysek biz yani o gemiyi upgrade etme şansı olduğumuzda dedik ki hayır biz sadece motorumuzu hızlandıralım ve o minik zodyaklarla yola gitmeye devam edelim ama işte ne yazık ki belli noktalarda ne yazık kim denir ya da işte hayat öyle oluyor ve diyorsun ki artık benim gerçekten bir üst seviye gemiye geçmem gerekiyor ama yine orada dikkatli olup yanlışlıkla çok da mes almamak lazım yani bence mesela Son biz yatırımdan sonra belki en çok kafa yorduğumuz başlıklardan biri budur.
Yani bizim böyle her verdiğimiz karar, her işe alım, her pozisyon vesaire iyi çok tartıştık. Yani gerçekten ihtiyacımız var mı? Acil ihtiyacımız var mı? Buna mı ihtiyacımız var? sorusunu çok tartıştık. Çünkü dediğim gibi insanın birilerini alası, ekibini büyütesi, daha fazla tool alası vesaire vesaire geliyor. Onu iyi yönetmek lazım. Kesinlikle abi. %100 katılıyorum. Bu zaten trekers ya silah şörler. Onu da konuştuk. Yani gerçekten bir ekipte ü kişi olması lazım.
Üçlü üçlü üçlü gruplarla olacak. İşte designer, developer ve ortak her işi koşturan joker. O yüzden çok güzel bir konsept yani bu. Bence biraz daha ekibi eğer büyüteceksek de yani şirket büyürse bence bu konseptte biraz daha böyle bir şey yapabiliriz. Bu zaten sweer şey böyle futboldaki forvet yani şey ne deniyor futbolda? Böyle bir Swiper'ın türkçesi ne? İbrah abi süpüren aslında yani böyle iki şeyin arası tamam orta saha gibi mi diyorsun?
Hani böyle defansif ya. Yok yok biraz daha yani şey bir şeyi vardı. Ne deniyor? Altın çocuk mu bir şey mi? Yani böyle sahanın şeyi futbolda hani hem hem forvet işte hem böyle şey abi işte Messi yani anladın mı? Hem orta anladım da onun hem gelmiyorum. Aynen. Yani öyle bir şey yapın diyor ki o üçlü gruplarda tamamen şey olsun. Doğru. Lean lean olmanın temel şeyi bu abi işte.
Çok iyi özetlemişler. Evet. Öncelikler abi. Bence burada bu yine en çok konuştuğumuz nokta. It's a problem. It's a problem ve what's the big idea kısımları. Yani gerçekten sen neyi çözüyorsun? Onu bence çok net oturtmak lazım. Yani ekipteki herkesin ya atıyorum Hardal bunu çözer. Hardal'ın çözdüğü ana şey budur ki mesela biz bunun çok tartışmasını yaptık. Çünkü bir noktada şuna dönmüştük onu. Hardal'la çözebileceklerin gibi bir liste olmuştu. Ve orada böyle 20 tane falan başlık vardı.
Şu an mesela tekrar onu teke indirdik. Yani evet, Hardal'la yapabileceklerim var ama Ardal'ın ana çözdüğü şey, Ardalın ana verdiği şey sana accurate datadır ve çevresindeki her şey yani diğer tüm çözümler aslında bunun çevresinde toparlanır. Bence mesela bizim için çok iyi bir geri adım atıp ilerleme oldu. Bunu ara ara yapmak lazım ve unutmamak lazım. Yoksa gerçekten sadece nice to have future boğuşuyorsun. Yani bir de zaten her aklına geleni yapmaya meyilli olduğumuz için yani o
Evet. şey konsepti çok iyi. Mesela bir öncekiyle işte o lin yani olma olmadığın için hızlanman gerekiyor ya mantık olarak ama bu hızını bu kuvvetini her aklına geleni esmek için kullanmıyor olman lazım. Bu da bence çok kritik. Ve mesela burada ignore details early on diye bir alan var. Burada mesela şey bizim hep böyle sürekli üzerine overtick ettiğimiz konular bunlar. İşte sağ bir kuntik sola mı gitsin, bir kuntik sağa mı gitsin?
İşte şurada pricing şöyle mi olsun, bir şey mi olsun falan. Şimdi bu şeyler o kadar böyle detaylar ki seni artık boğuyor bir noktadan sonra. ben geçen hatta emirlere de bu örneği verdim. Yani authentication ekranına mesela arka taraf animasyon falan eklemişler. Yani o kadar alakasız bir şey ki mesela oraya oraya düşünmekle seni yoruyor yani. O yüzden ben ben şeyi komik buluyorum abi. Bizim ekipteki insanlara şey demişliğimiz var ya bize soru sormayın biz yanlışlıkla over engineer ediyoruz diye.
Yani atıyorum mesela bir şey oluyor. Bazen böyle Berkay'la bana bir soru geliyor ama böyle çok mesela alakasız işte ne bileyim işte bir tane agent yaptık ismi ne olsun bu bizim için inanılmaz yani bak o şu işte bak perfect words biz buna kafayı yoruyoruz yani mahvoluyoruz biz yani Berkayla böyle işi gücü bırakıp böyle harf harf mesela şeye çok kafa yormuşuzdur slogan ne olacak üç kelimede Hardalı anlatalım dört kelimede Hardal o kadar çok çalışmışızdır ki böyle şey gibi yani cryptonite gibi yani bir anda tüm enerjimizi, her şeyimizi çekiyor ve kalıyoruz olduğumuz yerde çözene kadar.
O yüzden insanın kendisini de bilmesi lazım. Yani bence mesela ben bunu seviyorum. Bize sormayın bunu. Yoksa sizi de over engineer ederiz. Kendimiz de over engineer oluruz. Biz biz yandık. Sizi de yakarız. Aynen. Aynen. Evet abi o zaman geçiyoruz hızlı bir şekilde diğer bölümümüze. Bu da bahsettiğimiz konu işte have not demişler burada. Yani bölük perch yapmaktansa ya bir tane iş olsun adam akıllı o çalışan feature o olsun ona yoğunlaş.
O biraz böyle şey beni de biraz içinde çeken bir şey olmuştu yani gerçekten üründe. o o şeye tek bir yere odaklanmak çok daha önemli. Bir de mesela orada şey var ya start with no. Bence biz mesela en başlarda diyeyim en zorlandığımız şeylerden birisi buydu. Bence hala da zorlanıyoruz. Bence ikimizde de şey potansiyeli çok var. Onu da yaparız. Cılık çok var. O yüzden bence çok evet hala diyoruz.
Ya bence daha fazla hayır dememiz lazım bir şeylere. Kendimize de by default aslında yani bence bir de şu var ya hayır demekle refüze etmek arasında bir fark da olması lazım. Yani bence şöyle bir ayrım var orada. Hayır dememizdeki en büyük sebep o ona efor ayırmayacak olmamız mı yoksa yeniliğe kapalı olduğumuz mu? Yani çünkü karşı bir argüman sunmadan hayır dersek o zaman sanki şey gibi olur ya. O zaman önümüzdeki her şeye hayır diyeceğiz mantık olarak.
Ama burada sanki biraz böyle product tarafında veya hani business tarafıyla da böyle bağlantılı olarak atıyorum müşteri bir istek söyledi ya by default no ama bir sebepten dolayı onun yes'e dönüşüyor olması lazım. İşte tekrar ediyor olması hani o müşterin bir söylediğin tekrar ediyor olması onu onun scopunda oluyor olması yani IT ekibinin onun scopunda oluyor olması kaynağının yeterli olması bütçenin olması falan filan bence öyle bir nokuk var burada.
Evet. Evet, kesinlikle öyle yani. Ve dediğim gibi bence biz eskisine göre çok daha fazla hayır diyoruz ama hala bir mesela hayır yerine şey daha çok diyoruz. Bir deneyelim, bir bakalım, bir kurcalayalım dediğimiz çok oluyor ve bence çok zor bir şey. Yani şu açıdan çok zor. Çünkü her evet seni yani senin cironu biraz daha arttıracakmış gibi düşünün. Öyle bir aslında survival instinct sana şey dedirttiriyor. Evet dedirttiriyor. Yani
Zamanla göreceğiz yani. Ben de orada iyileşeceğimizi düşünüyorum ama ilk şeylerde katılıyorum. Her şeye birbirimize evet diyorduk abi. Evet yapalım. Evet yapalım abi. Yetmiyor ki kişi. Evet ya kişi. Her şeye beş kişiyken de öyle yani her şeye koşturmacı dönemindeydik yani. Zordu yani. Ama bakalım süreçler bölümüne geldik. Mesela burada da bahsettiğimiz kısım işte o şeyin senin de bahsettiğin yani o işte yazılımcının biraz böyle her şeyi müşteriye bıraktığı bütün konfigürasyon kısmını müşteriye bıraktığı alanlar.
Evet. İşte burası da bence yani işte çok ilginç geliyor bana hani product bakış açısıyla şey yapınca insan bir şey oluyor. sen söyle ismini. Mantıklı da geliyor yani gerçekten o developer o eforunu yani aslında o kararın product ekibinde oluyor olması gerektiği fikri benim bayağı hoşuma gitti açıkçası. Çok gözle bakmamıştım yani. Çünkü zaten kendileri aslında o ilk hani o yüzden şey söylüyor bence. Problemin bir parçası olmak IT ekibinin de o probleme aşina olması neticesinde zaten yapan adam en iyi kararı verecek olan adamdır.
Yani sen burada yemeği yiyecek olan adama bir sürü opsiyon sunuyorsun. yemeğine tuz da koyabilirsin, karabiber de koyabilirsin. sen o opsiyonları sunarsan adam koyar ama yemeği kötü olacak yani. Hatta zaten biz sonra bir ara bütün müşterilerimizi tek tek aramıştık. Hatta siz aramıştınız Emirli. Ya şeydi yani gerçekten ne için kullanıyorsun? Onu böyle bir güzel bir filtrelemiştik ki kullanılmayan bütün şeylere fokuslanmamayı orada devam ettirdik mesela. Evet. Bir de burada mesela şey kısmı var.
Yani testin the wild kısmı var. Gerçekten ondan da çekinmemek gerekiyor yani. Tabii bayağı bazen belşleri açık açık açık test ettirip hani böyle şey diyor ya mesela orada hani lab ortamında değil de hani piyasaya sür, test et geri gelsin mantığı benim için yine çok aklıma yatan, kafama yatan şeylerden biri. Ya bunlar tabii biraz daha böyle hani 1000 kullanıcılı günlük 2000 kullanıcılı uygulamalar için geçerli. bizim gibi öyle stage bence biraz daha
Tabii tam olarak öyle yani B2 yani son kullanıcıya da hitap eden şeyler ama biz biraz daha böyle enterprise takıldığımız için orada biraz daha işler değişebiliyor tabii zaten yani o kendi şeyini uyarlama kısmı da işin içerisine girdiğinde gerçekten bir şeyleri şekillendirmeye daha böyle şey oluyorsun, meyilli oluyorsun. Geldik efendim organizasyon yapısına zaten bundan bahsettik. Mesela Alon Time müthiş bir şey. Bizim sürekli yapmaya çalıştığımız, Slack'ten kendimizi offline çekip kendi başına çalışmaya çalıştığımız bir dönem.
Yani sürekli böyle toplantıların olması, başka bir şeylerin olması falan dikkati çok dağıtan bir durum. o yüzden bu abiler de buradaki kısma birkaç şeyceğim abi. Burada bence mesela bir şey başlığı var buradaki bu Unity başlığında böyle bir işin zor bir kısmı var. O da şu. Biz de mesela buna buna inanılmaz kafa yörüyoruz ve ekibe yeni katılan herkesin başta en çok struggle ettiği konulardan birisi. O da şu. Evet içeride minik minik ekipler olması lazım ama bu minik ekiplerin birbiriyle inanılmaz iletişim halinde olması lazım.
Ve biz de sürekli şey var. Atıyorum product ekibine sürekli sen ürün nasıl satılıyor bilmelisin. Sen ürün nasıl pazarlanıyor bilmelisin. Ya da satışçıyı sen ürünün teknik kapabilitelerini bilmelisin. Ürünün içini dışını her yerini product road map'ini bilmelisin vesaire diye çok fazla sıkıştırıyoruz. Ve bize gelen her zaman ilk şey atıyorum şu oluyor. Ya benim işim satış ben neden bu kadar teknik bilmeliyim? Bence işte bu yüzden yani o sayloları bölersen bir noktadan sonra içeride o kadar kopukluk oluyor ki yani biz bile yaşıyoruz.
15 kişilik ekip bazen insanların birbirinden haberi yok ve biz şok oluyoruz. Yani bunu nasıl bilmez falan diyoruz ama insanlar buna çok eğilimli yani kendi odağında, kendi capp yayında ama böyle bir ekipleştirme, o herkesin memin haberdar olduğu bir yapıyı kurabilmek bence bayağı kritik ya. Çok çok önemli bence bu taraf. bizim hep takıldığımız konu yani gerçekten o Loston Translation gibi yani. Bir de şöyle bir şey var. Zaten Türkçe bile birbirimizi zar zor anlıyorken bir de şimdi ekip içerisinde böyle İngilizce konuşmaya falan başladık.
Daha böyle global insanlar geldiği için. O yüzden yani gerçekten net bir şekilde ifade edip şey kelimesi de mes şeyi ne derler? Ne diyordu? bir tane şey diyordu. Yani aynı şeyden bahsediyor olman uzlaştığın anlamına gelmiyor. Yani ikimizin söylediği aynı kelimede bizim antat kalmamız bizim anlaştığımız anlamına gelmiyor. Çünkü sen o kelimeden başka bir şey anlıyorsun, ben o kelimeden başka bir şey anlıyorum da olabilir. Evet. O kadar gerçekten iletişim bu işin kökeni ki en önemli şey bu yani.
Hakikaten ya mesela bak bu meydetten önceki olay çok iyi bir örnek. Yani bir şimdi biz senelerdir birlikte çalışıyoruz. hayatında en çok konuştuğum insanlardan birisin. Ona rağmen şöyle bir şey diyalog yaşadık. Senin elinde bizim Hardal merchandise var ve onların bana ulaşması gerekiyor. Aslında farklı ülkelerde kargo maliyeti çok yüksek. Ben sana diyorum ki ben sana bir adres vereceğim ama out of nowhere bu adrese bizim bayrak ve yeni tişörtleri gönderir misin?
Sana vermediğim, bu kişinin Barcelona'ya geleceği, benim arkadaşım olduğu ve onların bana ulaşacağı vermediğim için sen bir anda ya işte bu bayrağı neden gönderiyoruz, hediye mi veriyoruz? Ama elimizde çok bayrak yok falan. Kafan gitti başka bir yere, ben başka bir yerdeyim. Yani hızlı çözümledik tabii ki yani. Ama orada bile o kadar bariz bir iletişim kopukluğu oluyor ki bunun üzerine birbirini tanımayan insanlar ana dili olmayan bir dilde ve yazılı olduğunu düşün
Ve teknik kon ve teknik. Aynen. Yani inanılmaz bir şey yani challenge aslında. Hakikaten öyle ya. O yüzden buradan seslenelim yani. Kime seslenelim buradan? Patronlara şirketler. Bence şey buradaki kritik mesaj assumption olmadan sorarak açık açık yazarak bir dakika daha çok az harcayıp daha fazla detay vererek iletişim kur. Aynen. Şeyin çünkü yükü linear gitmiyor. eksik olan bir bilgiyle sonuna kadar gidene kadar aynı doğrultuda gitmiyor. Çok daha fazlasını götürüyor.
O yüzden o borcu ne kadar kısa sürede ödersen yani dumy question yok abi ya. Şurayı anlamadım. Bunu niye yapmıştın? Bunu tamam yapıyoruz da ne yapıyoruz gibi böyle followup sorularla gerçekten iki diyalog arasındaki anlamsallığı emin olduktan sonra işe başlamak bence müthiş bir olay. Benim iki tane daha başlığım var bir öncekiyle alakalı. Birazcık uzattım ama bir tanesi bu alone time kısmında geçen şöyle bir bir tane adamın şöyle bir lafı vardı.
Kim olduğunu unuttum ama diyor ki ben mesela ben de son dönemde şeye başladım. Haftamı ve günlerimi bir gün önceden netleştirmeye çalışıyorum. H oradaki kişi de şöyle bir şey diyor. Yani günümü bir önceki günden planlıyorum çünkü I don't like to wing it. Yani hani böyle o gün artık rüzgar nerede eserse bir şekilde gün geçirmek istemiyorum diyor. O bende inanılmaz rezone etti. Yani şey açısan abi ben bu buymuş aslında benim
O focus time'ile alakalı canımı sıkan. Yani sabah uyandığımda o günkü planımı bilmemek canımı sıkıyormuş aslında. Bir önceki günden planlamak o yüzden bana çok iyi gelmiş dedim. Yapmayanlara da öneririm. Bence inanılmaz fark yaratıyor. Bir de hele gün sonunda ne planlamıştım, ne yaptım diye karşılaştırdığında bazen şok oluyorsun. Yani ne kadar planladın hiçbir şey yapamadığına. Bayağı etkili bir işlem olduğunu düşünüyorum. bu konunun. Onu eklemek istedim. Kesinlikle abi %100 kotorum.
Hatta ben de şey yapmaya başladım işte her haftamdaki bir gün tamamlanmamış işlerini bir sonraki güne işte otomatik kaydırma benim o ajanda muhabbetimde oradan şey yapıyor zaten onu işte obsidyana falan çevirmiştim. Yani şey yapıyorum gerçekten. Ben ne planladım sabah neyi yaptım ama 8 saatim gitmiş bilgisayar başında ama buraya yazdığım üç duduyu yapmamışım. Onların yerine peki ne yaptım? Onun soru işareti hiç planlanmayan adoc işler. O yüzden gerçekten kapalı devre bir yerde o a time çalışmak bu yüzden önemli.
Yani o instant messaging'leri kapatmak işte Adoc EDOC'tan uzaklaşman lazım yani. Çünkü EDOC sadece şey değil yani iş yerinde birinin sana abi bir bakar mısın değil abi kapı çalması da mesela burayı modernize edecek konulardan bir tanesi. Burada remote culture'dan bahsetmiyor ya aslında. Yani remote culture'da yani sürekli insanlar evden de çalıştığı için bence dikkat çok daha fazla şey var. Evet. Çamaşırının kurutman gerektiği, yemek yerken işte evde yemek yapacaksın, bulaşık şey yapacak, bilmem ne olacak falan.
O yüzden böyle bu tarz şeyler de bence dikkat dağıtan noktalar. Evet. Aynen. Aynen öyle. Evet. O zaman hızlı hızlı geçiyoruz. Abi hızlı hızlı diyorsun da 45 part mi yapsak? Part 3 yapmamız gerekecek bizim. Yani benim söylemek istediğim çok şey var. Burada duralım sonra part 3 yapalım. Bence bak şöyle yapıyorum. Staffing'de duralım burada. Part 3'ü sonra mı yapalım? Bence sonra yapalım. Yorulduk oğlum. Evet 1 bu5 saat oldu.
Tamam o zaman hakikaten o part 3 olsun yani. Güzel de zaten şeyle bağlarız bence. ü bölüm güzel bir seri olmaz. Şunu söylemek istiyorum. Part bir önceki yani part 2'nin işte Chapter 39'daki Celebrate Small Victories'de. Bu da bizim bence eskiden çok az yaptığımız bir şeydi. Ekip büyüdükçe şimdi Kudos kanalı vesaireyle aynen daha çok yapmaya başladık. Olay ufak şeyleri kutlamanın ötesinde orada seek and diyor ya. Yani gerçekten bazen ufak kutlanacak şeyleri aramak gerekiyor.
Bul yani hani ne yaptık abi biz bu hafta kutlanacak ne yaptık diye ya da ben ne yaptım diye gerçekten kendine sormak lazım. insan o günlük akışta unutuyor. haftalık weeklyerde yaptığımız aslında bir nokta da bu ama biraz daha yani işte içeride mesela biz bunun için ne yaptık? İşte Sürek'te bir Kudos kanalı ayrı bir kanal yaptık. Gerçekten insanları motive ettiğini düşünüyoruz. Birbirlerini motive edebiliyorlar, alkışlıyorlar. Hatta işte Fatih Terimle temalı bir şey yaptık.
Şey olsun. Moraller, tavan olsun. Enes yaptı botu. Buradan da ona shoutout verelim. Yani burada gerçekten senin de böyle bilhassa o konuları böyle konuştuğumuz bir şey var yani. Ya bir duralım ve kutlayalım yani oturup yani bir şampanya patlatmamıştır diye mesela. Büyük olaylar neticesinde küçük küçük olayları da biraz böyle yani gerçekten durup durup kutlamak lazım ya. İşte bak geçen haftaki cloud kostümuz buydu. Bu bu ay buna düşürmüşüz falan.
Yani bu tarz böyle şeyleri ya da işte bilmem kim bir uygulama yapmış. İçeride bir şeyler daha hızlı ilerliyor. Dün yoktu ve bugün var. O ardaki farkı böyle şey yapmak çok kıymetli bence. Evet. Bizim weekly sing toplantıları biraz ona yarıyor. Yani şeyi bile kutluyoruz abi. her hafta mesela işte bizim Strava'da bir running club var. Dike official runlarımızı yapacağız. Eğer bu ondan önce çıkarsa mesela orada bile şey bile
Aynen. Yani orada şeyi bile kutluyoruz abi işte helal olsun işte ne bileyim Emir işte bu hafta 10 saat spor yapmış işte Theoman 70 km koşmuş falan. şirketle tamamen irrelevant bu başlıklar ama bunları bile bence celebrate etmek, kutlamak güzel yani. Kesinlikle. Benim hatta şey fikrim vardı. Yani bunları bu kutlamaları da public yapalım. Yani LinkedIn'den gerçekten bu böyle kutlayalım yani. Ne olacak ki? Allah'tan LinkedIn'de aktifiz de bence kutluyoruz ya.
Abi çok cring geliyor bana ya LinkedIn'in hala ama bilmiyorum öyle. Mesela ben az önce bizim bu fast company 100 bilmem ne şeyini paylaştım. Cringe bir bayağı ama paylaşmak lazım. Şu ya kutlamanın ötesinde bu konulardan böyle bir impression almaya çalışmak başka bir şey. Biz aslında o ikincisini yapıyoruz. Yani orada bir şey kutlamıyoruz. Orada kutladığımızı göstererek oradan bir impression almaya çalışıyoruz. Ya bu da biraz böyle awareness işte görünürlüğü arttırmak üzerine işte founder led falan öyle bir stratejimiz var.
Ama genel anlamda hani orasıyla ilgili bir şeyimiz yok ya. Yani oturup da bizim LinkedIn stratejimiz diye bir şey yok. Ha biz oradan paylaşıyoruz sadece. O orası etkileşim oluyor. Çünkü business'la alakalı bir şeyleri konuştuğumuz için bence yani yavaş yavaş işin bu taraflarını da hani o tarafta paylaşalım demek istedim. Yani kullanım alanının genelde dışına çıkartmaya çalışalım LinkedIn'i. Yani oraya bir yeni bir Twitter yapmayalım ama orası da sırf business wise diye biz de business'e bürünüp bir şeyler paylaşmayalım ki bunu zaten sürekli yapıyoruz neredeyse bir senedir falan.
Doğru. çok da iyi oluyor bence. Yani en azından crinch bulsak bile devam etmemizdeki sebeplerden bir tanesi bence bu. Evet abi. O zaman yine bizim de daha çok kutlama yaptığımız ve belki bunu da public yaptığımız bir dünya düşünebiliriz. Aynen. O zaman podcast'timizin gene part 2'sinde de kitabın yarısına kadar geldik. Önden böyle bir girizgah yapmıştık. Birinci part oydu. İkinci partta yarısına kadar gelebildik. 3üncü partta da inşallah yapabilirsek kitabın sonuna kadar bitireceğiz.
Çok güzel konular var. Yani konuların her biri neredeyse biz konuştuğumuz konulardır yani. O yüzden çok da keyif alarak bakıyoruz dediğim gibi. Yani ben benim niyetim gerçekten bu kitabı biraz daha modernize etme, güncel problemler, frameworkler ve güncel çalışma koşullarına göre böyle bir şeyleri modifiye etmeye ihtiyacı var bence. O yüzden ne derler? Bayrak devralma sırası bizde olabilir mi? Biz de yani 4 yıldır neredeyse birlikteyiz. Onlar da 20 yıllık bir ortaklık içerisindeler.
Bence 5 yılımızda böyle bir şey yapabiliriz. Yani onlar abi şöyle düşün 20 abi. Ha şöyle düşün bu kitabı Jason ve DH zaten 5 yıllarına tekabül etmiyor mu mantıken? Bilmiyorum abi. Şimdi yani bir taraftan da böyle çılgın geliyor böyle bir şey de. tabii yani 1995 olsa, 2000 olsa zaten 20 yıllık oradan var. Orada at oradan 5. At oradan 5 40 yapar. Yani hani şeyi demeye çalıştım. Bizim birlikte böyle bir kitap yazacak senemiz olmuş.
Olmuş mu dersin? Vay be. Ha bilgimiz olmuş mu o kadar? Bilmiyorum. Biraz daha tecrüb insan şey oluyor yani. Yok canım olmamıştır o kadar diyor da neyse düşünelim abi neden olmasın. Ben teşekkür ediyorum bu değerli vaktin için. Bir vall müthiş bir başlangıç oldu benim için. Ben de bil mukabele müthiş bir podcast serisi oldu. Tişörtün de çok iyiymiş bu arada. Onu da en yakın internet sitesinden alabilirler. İnternette mevcut.
Gerçekten çok iyi ya. Sen M giyiyordun, S mi? M M giyiyorum. M abi M çok kötü. Ne? Bayağı iyi bakmanı çok iyi. Ben memnunum abi. Sen senin sen hani geçen hafta da dedim sende her şey güzel duruyor ama yani. Ben X abi bu üstümdeki XX large düşün ve inanılmaz küçük geliyor bana yani artık yeni abi ama sen xx large bir adam değilsin ki. Nasıl oluyor bu abi?
İşte ben geçen yaz m giyen birisiydim. Hani belki biraz kilo aldım L oldum ama bu tarz promotion Evet. Yani kalıplar biraz değiştiği için bu tarz şeylerde ben M'ye hiç güvenemiyorum. Onu demeye çalış. Bunu giydin mi peki bu beyazı? L'sini L'si vardı bende eşantiyonlarda. Ama bence sen bir orijinalini al. Çünkü bence eşantiyonların da kalıtları doğru değil. Sende bu yok o zaman. ben kutumu açmadım ki. Kutum duruyor abi.
Ben öyle şeylere çok önem veriyorum onları. yıllar sonra abi niye açayım? Yıllar sonra açacağız diyeceğiz ki aç açılmış açılmamış Hardal kutusu diye. Hayır hayır yani abi 5 sene sonra sana o kutuyla gelsen bir duygulanmaz mısın? Duygulanırım. işte bak sen ama göstereceğin bir tişörtün yok. Sen giymişsin sağda solda. ben bende bu var abi. Bu çok çok iyi oldu bu yani metal camiasını bekliyoruz. Şapkamız da San Francisco'dan. Hadi o zaman.
Tamam o zaman işlere dönelim. Gerçekten 1 bu5 saat. Herkese izledikleri ve dinledikleri için çok teşekkür ediyoruz. 3ün partta görüşmek üzere. Hoşça kalın.