Getting Real, Küçük Ekipler ve Yapay Zekâ

Bölüm 3028:40

Getting Real bölüm bölüm okunuyor ve Hardal’ın gerçekte nasıl çalıştığıyla karşılaştırılıyor. Kitabın gemi benzetmesi merkezde: şirket büyüdükçe dönmesi zorlaşıyor, o yüzden küçük kalmaya çalışıyorlar. Sahip olmadığın ölçek için endişelenmemek, nice-to-have’leri kesip must-have’lere yoğunlaşmak ve bir ayarlar ekranının nasıl şiştiği. Kapanış cümlesi kitaptan: mutlu bir çok yönlü, mutsuz bir uzmandan iyidir.

İngilizcesi: Getting Real, small teams and technical debt

Bölümden çıkanlar

8 madde
  • Şirket bir gemi. Büyüdükçe yön değiştirmesi zorlaşıyor.
  • Milyonlarca kullanıcın yokken ölçek için endişelenme. Oraya geldiğinde sistemi zaten baştan tasarlayacaksın.
  • Nice-to-have’leri kes, enerjiyi must-have’lere ver. Ayarlar ekranı karar veremeyen bir geliştiricinin kanıtı.
  • Yarım ürün yap, yarım yamalak ürün değil.
  • Üç kişilik ekip: bir geliştirici, bir tasarımcı ve ne gerekiyorsa onu yapan bir kişi.
  • Atladığın her şey teknik borç olarak geri geliyor.
  • Epicentre design: ortadan başlayıp dışa doğru çalış. Kapı kolunun rengi sonra gelir.
  • Şirket içi toplantı çok az ve kitap bunu tesadüf değil karar olarak ele alıyor.

Egosu yüksek, sürekli sıkıntı çıkaran bir uzmandan, her işe koşan mutlu bir çalışan çok daha iyidir.

25:24

Konu başlıkları

21 başlık

Döküm

3.985 kelime

Otomatik altyazıdan çıkarıldı, o yüzden konuşmacı adı yok. Zaman koduna tıklayınca video oradan başlıyor.

0:02

Sen başlıyor muyuz? Başlayalım. Oldu galiba. Çünkü abi izleyicilerimiz şikayet etti yani neden 4K değil diye. 4K abi bizim izleyicilerimiz ismini vermek ismini vermek istemeyen istemeyen izleyicilerimiz kişilik izleyicimiz hazır olduğu zaman başlayabiliriz bu arada. Tamam bir şeye bakıyorum hemen de. Draft'ta mı acaba şey mi kopy kağıtları mı? Aynen. Anlamadım ya. Neyse. Kop böyle bazı bazı sorular çıkartmıştım da bir kendimize sormalı. Biz onu sonra sorarız ya kendimize. Tamam.

0:41

Aynen. Öyle olacak zaten. Bulamadım yani. Şey kitaptaki çıktılarımızı kendimize ders olarak alma mı invvalinde bir şey miydi? Aynen. onu işte yani o biraz daha intern o kadar da açık olmayalım abi. Tamam. Okey. O zaman başlıyoruz. O zaman başlayalım. Selamlar herkese. Podcast’imizin yeni bölümünden herkese merhaba. Barış selam. Nasılsın? İyiyim. Seni sormalı. süper vallahi. Koşturmaca devam. Nasıl geçti hafta sonu? Abi güzel yani. Şey diyordum. Sen bana Ghost of Yote dediğinden beri sadece canım böyle onu oynamak istiyor ama hiç fırsat da bulamadım.

1:24

Git oyna evde patrona patron adam ya yapacak bir şeyler var onları yapayım erken bitirirsem gerçekten hep böyle denilen günlerde erken bitmez ya işler bir şey çıkar falan neyse önümüzdeki hafta sonunu ona ayıracağım galiba tamamıyla kapatıp müthiş müthiş bir tavsiye bu arada yani gerçekten. Ben yani tavsiyeyi ben verdim diye demiyorum ama ben sevdim yani oyunu. Oynamayanlar varsa da gitsinler satın alıp oynayabilirler. Bu haftaki konuğumuz bu bizim sürekli aslında sıklıkça dile getirdiğimiz DHHHH ve Jason ikilisinin yazdığı kitaplardan bir tanesi.

2:02

Getting Real. Senin kameran gene gitti ya. Evet ben de onu şey yapıyor ama kaydırıyor herhalde. Yook direkt koptu galiba ya. He devam edelim mi? Kalı bir saniye versene. Bayağı koptu galiba bu oyuncak maketlerden var ya senin aslında arkan onlardan mı alsak? Şey böyle görüntü gittiğinde direkt öyle bir şey gelsin değil mi? Hayır şu an yok değil mi? Tamamen sıfır. Yok yani. Bağlantı gitti galiba şeylerin. Apple'ın sesi geldi de.

2:27

Evet. Acaba güncel mi değil ya senin telefon? Yo güncel abi aslında. Mesela şu an wifi şu an wifi'dan koptu ve galiba ondan gitti ama neden wifi'dan koptu bilmiyorum. tabii aynı WiFi'da olması lazım şeyin. Evet. Bir saniye daha var. Sonra olmadı şeye geçeceğim. hadi gitti. Böyle devam edeceğim ne yazık ki. Şey mi? Normal kamera mı? Aynen. Şeyin kamerası. Ya çok sıkıntı mı olsun? Yook yapacak bir şey yok.

2:56

Ses iyi. Ses iyiyse sıkıntı yok abi. Ses önemli. Aynen. Aynen. Neyse ya kesmeyiz de buraları neler çektiğimizi görsünler. 2 bu5 dakika neler çektiğimizi görsünler falan. ne diyorduk? He bu haftaki konuğumuz şey uzun bir süredir aslında üzerine sürekli böyle konuştuğumuz Jason ve DHH ikilisinin yazdığı kitaplardan bir tanesi Getting Real. Bu hem kendi frameworkl'lerini şirkete uyarlama konseptini kitaba böyle dönem dönem döküyorlardı. İşte It doesn't have to be Crazy.

3:30

Onlardan bir tanesi kendi base camp'i yaparken oluşturdukları kitapta onlardan bir tanesi Rework onlardan bir tanesi. Getting Real da onlardan bir tanesi. Genel yapı itibariyle hani şirketi bilmeyenler açısından biraz böyle hani yenilikçi ve anarşist diyebileceğimiz bir yapıda oldukları için şeyin böyle bir altını çizmek gerekebilir. böyle başlarken hani bu Getting Real tamamen onların ürettiği bir şey ve onların başından geçenlerle oluşturulmuş olan bir framework olduğu için burada konuşacaklarımızın doğruluğu yani kesin olmamakla birlikte büyük ölçüde de ilham aldığımızı söyleyerek başlayabiliriz.

4:15

Evet. Orada birazcık şeyi hani iyi anlamak lazım bence. Biz biz de böyle çok kendimize sorduğumuz yani işte bu insanların yaptığı bu yöntem en doğrusudur gibi bir şey yok. Sadece adamlar gerçekten ya biz 34 tane şirket yaptık. Bu şirketlerin işte ana bir şirketin altında ama işte 34 tane proje yaptık diyeyim. Bunları yaparken de böyle hatalar yaptık, bunları doğru yaptık falan dedikleri aslında bir yerdeler. Hepsini alıp kendi şirketine uygulaman zaten imkansız.

4:45

Ama bence bizim kafamızı açan birçok nokta var. Böyle zaten şey gibi tod list gibi böyle 95 tane falan mı ne aslında mini topik var. Bölüm. Aynen. Bölüm var. Aynen. hepsine de böyle bir şeye değiniyor geçiyor, bir şeye değiyor geçiyor falan tarzı bir yapıda. Ya şey gibi aslında 90 tane tweet atmışlar gibi yani 90 tane kısa kısa şey var yani söz gibi bir şey var. Ama hakikaten yani öyle öyle nokta atış şeyler ki

5:16

Aslında şey diyeyim yani onu belki ileride dokunuruz ama böyle belli konseptlerin üzerine de dönüyor başlıklar. Yani böyle ya örnek veriyorum hani benim mesela geçecek olursak biraz benim böyle hoşuma giden ya da ilgimi çeken ya hep aksiyon odaklılar mesela çok fazla bunun üzerine madde var. Yani aksiyona dönüşmeyecek her şeyi kesme, trimleme üzerine belki 89 tane madde vardır. Yani çok önem vermişler yani o tarafa. Özellikle böyle şey yazılım tarafında mesela onlardan bir tanesinden şöyle bahsedebiliriz.

5:47

Şey analojisi çok iyi değişti. Yani yükmez diye bahsediyor. Yani sen şirkete ne kadar böyle insan alırsan o kadar insanlar birbirleriyle hiyerarşik olarak ve bürokratik olarak iletişime geçmek zorunda kaldığı için bir yük oluşur ve bu yükü bir gemi gibi yani nasıl mesela küçük bir kayı kayıyı sandalı çok daha rahat sağa sola çevirirsin ama büyük böyle transatlattik böyle büyük gemiyi çok zor çevirirsin. Bu da aynı şeyde bahsediyor. Yani gerçekten şirket aslında yük ne kadar büyürse bir direct etme o kadar zor olur.

6:22

O yüzden hep böyle küçük kalmaya çalışıyorlar. Mesela bu şeylerden bir tanesiydi. Aynen. Yani şey çok var işte kodu basit tut, içeri az insan al. Mesela bir tane şey noktası var. Benim o bayağı hoşuma gidiyor ki genel böyle startup dünyasının tersine bir bakış açısı hani bir problem olmadan problem değildir alan tarzı bir madde var. belki hatırlarsın. Yani olmamış bir probleme ya olursa diye kafa yorma. Bunu mesela scaling için de çok söylüyor.

6:53

Aynen. Şey diyor mesela scaling için. Yani senin zaten milyonlarca user yokken niye scale olmayı dert ediyorsun diyor. Yani oraya milyonlarca user geldiğinde düşün. Aynen. Bir de ya o şey mantıklı geliyor çünkü bence mesela bizde de şey çok potansiyel. Hatta kendimiz için çıkardığım sorulardan bir tanesi oydu. Yani bizim over engineer ettiğimiz neler var işte diye bak. Yani bir tane böyle not aldım. Çünkü gerçekten insan ister istemez o hani sonraki adımları ya işte bu böyle olursa ne olur?

7:29

İşte bu başlarsa ne olur? Bazen gerçekten hani böyle o kervanı yolda düzüyor olma fikrini içselleştirmek gerekiyor. Ekip büyüdükçe bu tarz böyle ya ileride bu problem olabilir. O yüzden şimdiden çözelimler çok geliyor bence. Fakat aslında hala erken bir noktadayız bunları kafa yormak için. O scalingde çok startup dünyası şey bence. Bu scale eder mi, nasıl scale eder falan. Böyle belli sistemler yapıyorsun. Sanki yarın 500.000 yeni şirket gelip kullanmaya başlayacakmış gibi.

8:00

Tabii ki orada bir not vardı. Benim o da hoşuma gidiyor. Kimin yani böyle insanlardan quotlar da var. Şey diyor yani sen istediğin kadar planla. Zaten 1 milyon kullanıcılı noktaya geldiğin zaman büyük ihtimal tüm sistemi rediz etmen gerekecek. Çünkü tabii bilmediğin ve atladığın o kadar çok şey olacak ki. O yüzden boş ver. Hani sen akışına bırak. Oraya geldiğinde düşünürsün. Bence çok çok doğru. Ya bizim yaptığımız da aslında o bir noktada yani benzeşen ve bizimle kesişen yerleri çok şey yaptım.

8:30

Yani çok benzeyen yerlerimiz var. Mesela biz de ilk böyle öyle çıktık. Her aklımıza geleni yapıyorduk. Böyle oraya da şunu ekleyelim. Buradan da kuş uçsun falan. Ama hani şey mesela çok enteresan. Müşteriden gelen bir isteği anında cevaplamayın ve hayır de kesinlikle hayır deyin diyor. Yani müşteri ne derse hayır deyin. Şuna bakın diyor. Tekrar ediyor mu? Yani müşterinin bu isteğini başkaları da paylaşıyor mu? Bu frustration'ını ya da bu geliştirme isteğini başkaları da paylaşıyor mu?

9:02

Tekrar ediyorsa, repeat eden bir istekse onu iş planınıza alın diyor. Ve hani bazen işte sinir bozucu buglara yoğunlaşmak mı yoksa müşterinin bu isteklerine mi önceliklendirmek orada tamamen akışına bıraktığı bir yerde. Ya hatta benim mesela çok böyle çok arada kaldığım bir kısmı var. Sen ne düşünüyorsun? Merak ediyorum şeyden bahsediyorlar. Yani işte her şey hayır deyin dediğin gibi müşterinin isteklerini de biraz göz ardı edin ve ana şeye odakladın.

9:32

Yani senin aslında her türlü müşteriye bıraktığın karar bu bir friction bırakmamalısın diyor. Mesela diyor ki bizim sitede işte rapor kısmında hani işte ilk 25'i görebiliyorsun. Yani 25'er 25'er tabloda çıkıyor. İşte oraya 50 ve 100 de görme opsiyonunu koymadık. Çünkü müşteri bunu seçebilsin ya da işte ranking mesela işte en yeniden en eskiye sıralanabiliyormuş. Eskiden yeniye sıralamıyorsun diyor mesela. Ve bu kararı müşteriye bırakmıyoruz dedikleri bir yer var. Oradan da şeye bağlıyor.

10:05

Ürünündeki nice to have featur'ların hepsini minimize et ve tüm enerjini must have kısmına odaklan. Orada bir aradayım. Yani 25 50 100 de koymak mantıksız da gelmiyor bir taraftan bana. Orada şeyi söylüyor aslında. Bir web uygulaması içerisinde bir confix, bir preferences kısmı aslında developerın kaçış noktası. H yani kolaya kaçtığı bir yer yani şuoper yani varsayılan ayarları kendisin kendisi karar vereceğine onu kullanıcıya opsiyon olarak sunarak onu bir ayarlar bir configuration alanı yarattırıyor ki

10:44

Bu ne kadar fazla olursa aslında o geminin yükü de o kadar ağır. Mesela ben şeyi fark ettim işte. daha böyle lightweight uygulamalarda config abi 34 tane on off connect bağla bitti. Ama büyük montan mesela atıyorum Sales Force'un settingsine girsene mesela Apollo'nın settingsine girsene abi 55 tane settings var. Settings'in altında settings var zaten. Yani böyle settings kategorileri falan var. Aynen. Yani o bence gerçekten şey onu da şuraya bağlıyor abi.

11:14

O da bence çok iyi. Eğer diyor IT ekibiniz müşterilerin problemlerine cevap veren bir ekip haline gelirse orada da şu analojiyi kullanıyor. şefin yani yemeği yapan şefin aynı zamanda garsonluk yapması. Eğer developerlarınız, IT ekibiniz müşterilerden gelen bu isteklerini karşılayabiliyorsa o hem sektör bilgisi oluşur diyor. Biz tam olarak bun bundan bahsetmiyor muyduk aslında? Yani birkaç ay evvelsinde yani çok benzeşen alanlar var. Öyle diyor yani işte IT ekibi de sektörel bilgisi olursa müşterinin ihtiyaçlarına cevap verip o konfigürasyonlarda da nelerden kaçıp kaçmayacağını belli eder diyor

11:55

Abi. Evet. Yani güzel nokta mesela bence gerçekten bizim de bir oturup bir ara product ekibiyle hatta yani Hardal'ın içinde neler nice to have neler must have gibi düşünmek lazım. Çünkü mesela bizim de eskiden settings kısmı bayağı basitti. Şimdi düşünüyorum artık o kadar basit değil yani. Şimdi hiç yok ya yani settings de yok yani. O yeni yap bir config kısmı var ya bizim böyle içinde bir sürü baskı var.

12:21

O işte o kullanılmıyor. O laga kaldı artık. Aynen. Yani orayı böyle bir yani o hortumda yıkamak lazım. Evet. Yani o tam böyle şey tuvalet terliğiyle ortamak. Neyi kullanıyorsunuz kullanmıyorsunuz abi? şey zaten yani şu şu çok bence yaşadığımız bir durumdu ya biz yapalım biz aklımıza eseni yapalım ürünü oraya koyalım ama insanlar bir şekilde kullanır ama hiç öyle olmadı yani. O SQL örneğini hep zaten veriyoruz ya yani SQL generator ya da SQL alanı koyalım ki insanlar hazır orada rapor yapsın ya o zaten o frustration'la giriş yaptıkları yerde bir de SQL'ile falan uğraşmak istemiyor.

12:59

Yani basınca tıklayınca hemen indirmek istiyor falan. Orada şey bence çok önemli. Yani bizim bence kendimizi ders olarak alabileceğimiz noktalardan bir tanesi şöyle bir laf var orada. şö not almıştım ben. Health not health asked. Yani şey diyor ya bir işi yarım yap ama hani yarım yamalak delik deşik de olmasın. Hani bir işi tam yapmak zorunda değilsin. En azından yani yarım yap ama şey olmasın hani o yarım da böyle delik deşik olmasın.

13:28

O yarım bile uzmanı olarak yap diyor. O bence bizim böyle şey noktalarımızdan bir tanesi yani işte hem böyle Hardalı konumlandırırken hem ürünü çorba etmeyecek şekilde hani bizim hep bazı baktıklarımızda rakip hani biz birçok web sitesine bakıyoruz ve bunlar ne iş yapıyor diye soruyoruz ya birbirimize. Bence hakikaten öyle olmamak en iyisi ve bu adamlar da onu söylüyor. Evet. Ya bence başından beri iyi oturttuğumuz bazı şeyler var. Mesela bizde işte ben şeyden de memnunum mesela çok çok internal toplantımız yok.

14:04

Toplantılarda çok vakit kaybedilmiyor. Böyle mesela şeyi düşünüyordum. Biz eskiden işte 4 kişi falken harbiden her toplantıda o 4 kişi oluyordu. Böyle şeydim yani biz ulan işte 15 kişi olursak ne olur falan. Şimdi mesela harbiden 15 kişiyiz. hala toplantılar yani 23 kişiyle yapılıp geçiliyor. Yani böyle 10 kişinin katıldığı, 8 kişinin katıldığı gereksiz toplantılar olmuyor. O bence bayağı yine benim böyle mutlu olduğum noktalardan birisi. İş yapışımızla alakalı. belki de yapmak lazım yani aslında onların bahsettiği biraz böyle şirket kültüründe toplantıların anlamsız olduğu, toplantılarda faydalı bir çıktı üretilmeyeceği üzerine ama şey stratejisi ile bağlantılı kurarsak hani bizimle ne kadar böyle bağdaştığını şöyle anlatayım.

14:54

Şeyi söylüyor ya mesela bir ürün geliştirmek için üç kişiye ihtiyacım vardır. Developer, designer ve ara eleman. Joker. Yani her işe koşturan joker işte. Grow'a da bakacak, Produc'a da bakacak, bir şeye de bakacak falan. Yani bu bu konsept muazzam bence çalışıyor ve bir takım içi iletişimde bence çok kıymetli bir şey. Bizde de Product ekibi mesela farkındaysan çok böyle iç içe olmasındaki sebep o yani o işte Product Team ama bir finans teamimiz yok ya da işte başka bir YR teamimiz falan yok ya.

15:28

Öyle olunca biraz böyle toplantılar maalesef yani olmak zorunda ya da böyle iletişim kopuklukları olabiliyor. Velasıl yani o takımı küçük tutma konsepti bence yani bir numaralı yazacağımız şeylerden bir tanesi. Yani büyümek sürekli hayr etmek değil gerçekten bu küçük takımlarla büyük şeyleri başarmak aslında bu temelinde anlatmak istedikleri şey. Bir de insan hayu da anlıyorum. Yani neden ekiplerin büyüdüğünü anlıyorum. Çünkü orada bence bir şey algısı var. Yani birisini daha alırsam işler daha kolaylaşacak gibi ya da daha hızlanacağız gibi bir algı oluyor insanda.

16:06

Sonra da öyle olmuyor ama yani hani hızlanmıyorsun. O işte o gerçekten yük yük artıyor. Onu hissediyorsun yani. Ürün için de geçerli bence. İşte o her future sonra sana yük olarak geri dönüyor. Tabii teknik borç olarak geri dönüyor ve yapmadığın her şey için aslında o borcu tekrar ödeme vaadiyle onu yapman lazım. Yani atıyorum bir şey %100 değilse canlıya çıktığında zaman %80'le canlıya çıktıysan geri kalan %20'lik kısmı kesin böyle o borcu ödemen gerektiğini söylüyor.

16:37

Yani o toplantılar işte şirket içi iletişim, ufak kalma her departmanda ya da her şirkette olmak zorunda mı? Bence değil. Yani bu biraz böyle startup kültürü, bu biraz böyle web uygulaması yapmış olan yani tam olarak bizim stratejimize uygun bir yapı olduğu için birbirimize çok benzeştirebiliyoruz ama ne bileyim yani bir fiziki bir iş yapmak zorunda kalan insanlar tabii tabii. atıyorum mesela harita mühendisliği ile ilgili bir startup'ın var diyelim ki ve gerçekten saha analizleri yapmak zorundasın.

17:11

Birebir gidip insanların oraya gitmesi lazım falan. Bence o taraflarla çok böyle benzeşmeyecek bir framework ama bizim gibi web uygulaması olan şirketler için çok müthiş bir kaynak. Peki şey konusa ne düşünüyorsun? Yani şimdi bu tam tarihini hatırlamıyorum ne zaman çıktığını ama yani genelde çok böyle product ve işte hani o development sürecine dokunuyor. Şimdi AI ile aslında buradaki birçok süreçte kolaylaştı ama bir taraftan da slopy bir hale geldi.

17:43

Sence tüm böyle bahsettikleri hala her şeyi koruyor mu? Yani hala aynı geçerl sahip mi? Yoksa bazı şeylere biraz daha farklı mı yaklaşmak gerekiyor development ve iterasyon tarafında? Bence bu kitap bu arada bir 10 senesi falan var. Belki daha fazla. Evet. Evet. Hatta şey şeyi ilk defa fark etmişler. Atıyorum işte Slack'ten ya da işte communication araçlarından işte sürekli böyle bir distractive olmak işte dikkat dağılması ya da ofisteyken ya işte Barış bir saniye bir bakar mısın?

18:13

İki dakika vaktin varsa senle şu konuyu görüşeni falan diye birilerinin demeyeceği, dememek zorunda kalması yani adamlar gerçekten hep bu konulara hep bu konular üzerine kafa yormuşlar yani ve bizim de çok hoşlandığımız konular. Ama AI'ın gelmesiyle birlikte bence bu frameworklerin bir versiyon 2 çıkması gerekiyor. Belki de biz çıkartırız onu. Neden olmasın ki? Yani bu kadar şey gibi görüyorum ben kendimizi. bu yani bizim jenerasyondaki startup'ları bu alanın genzyleri olarak görüyorum.

18:44

Yani onlar mesela biraz daha boomer yani işte slack'teki notificationların dikkat dağıttığını düşünüyor. Keza biz de öyle ama belki de zevk kuşağı için o kadar dikkat dağıtıcı bir şey değildir. Tam tersi işe odaklanmasını sağlıyordur. Ama aynı sütunlar içerisinde bunu koruyarak yenileştirebiliriz. Daha da modernleştirebiliriz bence. Mesela AI dedin çok iyi bir örnek. Geçen şeyi fark ettim abi. Biz diyorduk ya DH ulan bu adam nasıl hem kod yazıyor hem podcast yapıyorlar.

19:15

Hem ürün şey yapıyor, geliştiriyor, hem 5 tane şirket yönetiyor, hem Leman yarışlarına katılıyor, bilmem ne yapıyor. Geçen gitapta bir şeyine bakayım dedim abi. Hep böyle taşladığı Cloud'u artık Gitup'a dahil etmişler. Yani artık cloud Cloud da Gitup projelerini push ediyor. Best contributorlara baktım. Gitup projesinde ikinci 3ünc sırada cloud var. Ha yani yavaş yavaş almaya başlamışlar içeriye bence ve hatta skili çıktı ya mesela o 37 signalin skili çıktı işte aynı framework'te o yapay zekayı demek ki öyle eğittikleri için

19:55

Yani böyle de bence değişmesi lazım olduğunu düşünüyorum ile birlikte. Evet. Evet. Yani ben de işte orada bir aradayım yani. Çünkü işte mesela belli şeyler var işte nasıl nasıl işte feature geliştir işte bir fikrim mi var hemen aksiyona geç falan. Aslında artık aksiyona geçmek çok kolay ya. Yani mesela artık gerçekten senin fikirden prototipe hani belki bu belli adımlar zamanlar alırken şimdi çok çok hızlı. O o hızı böyle gerçekten iyi kalibre etmek lazım.

20:25

Gerçekten bir gözden geçirmek o anlamda gerekebilir gibi geliyor. Ya da mesela şey tarafı biraz önce söylediğin yani mesela Slack artık öyle bir hale geliyor ki toolar Slack'in içinde çalışmaya başladı. Biz zaten sürekli biliyorsun bunu da konuşuyoruz işte işte analitics nereye gidecek? olacak, ne olacak? Yani tooların slack'in içerisinde çalıştığı noktada senin kendi slack'ten çıkartman ne kadar mantıklı gibi bir hale geldi. Ve işte bir tane nokta var yine orada şey diyor.

20:53

Ofisteki o negatif alışkanlıkların dediğin işte mesela abi ik dakika müsait misin? Taşıma remote'a diyor. Doğru. Ama artık bir remote working culture var eskiden olmayan yani o da ne? Sen mesela ofiste şey diye bağıramazsın. Linear şuna bana task açar mısın diye bağıramazsın ama artık Slack'te böyle bir şey var. Yazışırken araya agentlara söz veriyorsun ya da agent'ı tagliyorsun mesela. Abi çok çok yeni bir şey. User behavior mesela yani kesinlikle hatta şey çıkmıştı ya yani mesela AI şeyleri yeni yeni kendi klavyelerini çıkartıyorlar falan gibi bir muhabbet var ya.

21:33

Sadece klavyede bir buton var falan. Aslında sesi kaydediyorsun. Dictation'la söylüyorsun falan. Hani işte bizim yaymıyor denimiz ne kadar böyle dictation atıyor artık klavyeye ihtiyacın yok gibi. İnsanlar da kafelerde bu tarz sesli olarak bir şeyleri söyledikleri için abi çok böyle asikim sonicik bir tane alet yapmışlar. Yani akustik olarak böyle etrafı kapatıyor falan. Şöyle hani dune şeyleri şeyi gibi, karakteri gibi böyle kapatıyor ve hortumla bir kablo geçirmişler abi alttan böyle.

22:04

Ciddi misin ya? Ben hiç görmedim böyle abi. İnanılmaz şey yani AI generator mı yani şey mi prototip mi bilmemekle birlikte konseptsel olarak şunu vadediyor yani mantık olarak. Sen sessiz olarak kafede artık dictation yapabilirsin getir söylemeye çalışıyor. Gerçekten enteresan alışkanlıklar yani böyle artık bence herkes böyle hortumla bağlanmış gibi böyle bir şeyle hem ses akustiğine kesecek hem de şey yapacak falan. Dictation'la bilgisayar kullanır hale geliyoruz ya artık. Bu bence yani bütün bu framework'ün temelini oluşturabilecek bir şey.

22:38

Yani sadece hız değil. Aksine şey keza söylediğin gibi kitapta da bahsettiği çok böyle şey var. Israrla bahsettiği işte bir skeç yapacaksan işte önce HTML ve sadece CSS'lerle başla. Layout'u tasarla. Önce kökten çöz. Ne diyor orada? Episentrik mi? Bir laf söylüyor. Çok güzel bir laf. İşte böyle merkezden başlayıp dışarıya doğru çık ki şeyleri sonra yaparsın. İşte bizim hep konuştuğumuz hani kapının kapının kulbunun rengine takılmayın. Yani önce bir binayı yapalım dediğimiz konsepte çok benziyor.

23:07

Şey olarak çok iyi yani işte orada bence bir noktada onun değişmesi lazım. Bakalım ya belki biz değiştiririz bilmiyorum. Evet ya bu arada bence bir taraftan da daha eskisinden bile daha önemli olan kısım işte bu nice to have kısmı bence eskisinden bile daha kritik. Yani artık ürünü feature boğmak çok daha kolay ya. Tabii işte o yüzden o gerçekten ana yani mesela harbiden bence bizim ara ara ya da ben bana soracak olsan tüm uygulama geliştiren ekiplerin diyeyim ara ara gerçekten ya bizim ürünün en key kısmın en kritik kısmına insanlar bu ürünü neden kullanıyoru sorup gerisini böyle temize çekmesi lazım.

23:46

Hatta şey diye bir şey var böyle hani üründe ne görmek isterdiniz falan diye bir soru soruluyor genelde. Aslında biz tam tersini sormak istiyoruz. Hani üründe bugün neyi çıkartsanız çıkartırdınız? Hangi özellik olmasa da olur? Ev bence bayağı kritik bir soru. Daha da önemli yani şu noktada tabii bu soru. Hatta Eile da böyle biraz birleştirip gerçekten neyi çıkartırsın ki o entegrasyon biraz şekillenir? Çünkü şey örneğin de çok güzel.

24:13

Mesela artık gerçekten insanlar dashboard kullanmıyor ve farklı farklı uygulamalar içerisinde birbirine iç içe geçmiş MCP'lerle iletişime geçiyor. Yani insanlar artık dashboard'da falan girip bakmıyor ki. Aynen. MCP'yi bağlamış Google'e onu soruyor. Son 5 gün içerisindeki satışların ne oldu falan gibi. Ya da bana bununla ilgili bir diyagram çıkart diyor falan. O yüzden yani buna SK'ten mi erişeceksin? Buna clouddan mı erişeceksin? Bence bu bu tarz konseptler bile biz daha böyle iç içe geçtiğimiz için bence bu tarz böyle kitabın modernize edilmesini şey yapabiliriz.

24:47

Bir gündeme getirelim. Vallah çok iyi olur bence. Aynen. Getting more real isimli de. Getting more real. Getting real ama moru böyle araya koymuşuz böyle kelime şey olarak. GS şey Jason'ın şeyin de üstünü çizmişiz. Böyle kendi adımızı yazmışız. Bir şey de demezler ha. Demezler kesin. bu kitabı bu arada yani bütün formatlarda bulabilirler. Yani internet web sitesinde zaten full var dokümantasyon formatında ama normal basılı kitap var. Bizim Enes' de basılısı var bu arada.

25:16

Sağ olsun bana imzalattı. fiziki olarak şey yaptık. Böyle müthiş bir şey olay. Bence ben kitaptan abi son bir cümle not almıştım. Onu böyle bir söylemek istiyorum. Yani ben böyle çevirdim. Diyor ki mutlu çalışan versus huzursuz uzman. Müthiş bir ikili değil mi? Yani mutlu çalışan huzursuz bir insandan daha iyidir. Huzursuz bir uzmandan daha iyidir diyor. Yani sen Hım içerideki şeyi çok yönlülüğü biz hatta Rız Rıza la bir podcast'timiz vardı.

25:54

Senin de geldiğin hatırlarsın. Orada gerçekten bu konuyu konuşuyorduk ya hatta şey böyle çok yönlü olmak falan diye. Artık gerçekten bir işin uzmanlığı işte o entüyast kısmının bir öneminin kalmadığı çok yönlüğe karşı bir uzmanlık olmak daha önemli diye söylüyorduk. Abi ben çok sevdim yani bu cümleyi. Yani öyle bir strateji kuracaksın ki böyle egosu yüksek sürekli böyle bir sıkıntı çıkaran, laf sokan uzmandan her işe koşan mutlu bir çalışan çok daha iyidir.

26:25

%1 milyon katılıyorum abi. Konuyu ben o zaman şöyle çevirip finalize edeyim diyeyim. Yani insan böyle işin içinde olunca bazen çok şey yapıyor. Ciddiye alıyor yaptığı işi ki bu da kötü bir şey değil. Ama bazen harbiden böyle niçin yaptığını, amacını, konunun nereden çıktığını falan hatırlayıp harbiden böyle olay mutlu olmak, çevrendekileri de mutlu etmek falan gibi bir noktayı da unutmamak gerekiyor. Allah'tan da bu konuya sürekli kafada yoruyoruz. O da beni mutlu ediyor diyebilirim.

26:54

Bizim mutluluğumuz da o zaten. Yani gerçekten şey de yani o kişinin mutlu olduğunu ve o playgroundunu öyle bir ayarla ki o çalışan zaten yaratıcı düşünme ile birlikte o uzman olan kişiden daha iyi işler çıkaracak. Yani aslında mantık olarak bunu öngörüyor. O yüzden çok çok iyi iyi yani bence ve bizim de gerçekten ders çıkaracağımız güzel alanlar var. Atladığımız bir topik var mı? bir chapter var mı diye böyle bir yandan böyle bir bakıyorum ama böyle değinmediğimiz bir yer var mı sence?

27:27

Yani mesela arayüz işte mesela winglerin lore mipsum olmamasını savunuyorlar falan. Bence çok var ilk başlık bir yarım saat daha konuşup bir yarısını daha bitirebiliriz böyle başlık başına bir dakika ayırıp falan ama bence güzel bir kıvamda belki ikincisini yaparız bugün. Olur. İstiyorsan devam edip part 2 diye buradan devam ettirebiliriz. bir 20 dakika daha iki podcast çıkar. Yani şey böyle sadece genel başlıkların üzerinden geçeriz. Onlar da kaç tane?

27:59

Bir 10 tane falan. 10 tane olur abi bence. Olur. Olur. O zaman kısa bir reklam arası ve ardından ikinci podcast'imize devam ediyoruz. Part 2'yi izlemeyi unutmayın. Kanala abone olmayın bu arada. Değil mi? Geçen hafta sanki öyle bir şey demiştik. O olmasın. Sadece yorum mu istemiştik? Öyle bir şey. Sadece yorum yazarlarsa yazsınlar o da zorunlu değil. Like atabilirler ama bildirimleri falan zaten açmasınlar. Zaten SK'ten bahsediyoruz ya. Dikkatleri dağmasın diye insanların

28:28

MCP bağlasınlar abi Slack'e. Slack'ten haber gelsin onlara. Onlar adamlar ders başına şey istesin. Transkript istesin. O zaman görüşmek üzere. Hoşça kalın.