Neden Amerika’da Şirket Kurduk

Bölüm 0528:05

Hardal’ın Türkiye’deki şirketi neden Amerika’da kurulan bir şirket tarafından satın alındı. Bölüm engelleri tek tek sayıyor: Stripe hesabı açılamaması, PayPal’ın olmaması, her sözleşmenin iki nüsha halinde ıslak imza için kargoyla gidip gelmesi, ayda 199 dolarlık bir ürün için altı haftalık hukuki inceleme ve stock option verecek hiçbir hukuki aracın bulunmaması.

İngilizcesi: What finally pushed us to incorporate abroad

Bölümden çıkanlar

5 madde
  • Ayda 199 dolarlık bir ürün için kurumsal satın alma süreci yaklaşık altı hafta sürüyor. Sözleşmeyi farklı departmanlar cümle cümle inceliyor.
  • Self servis SaaS ıslak imzayla ölçeklenmiyor. On bin ücretli kullanıcı, on bin sözleşme ve on bin kargo demek.
  • Teşvikler var ama peşinden koşmak başlı başına bir iş. Teknopark, KOSGEB, TÜBİTAK ve ihracatçılar birliğinin her biri ayrı bir insan istiyor.
  • Mercury’deki kart limiti Türkiye’deki banka karşılığının yedi katı çıktı.
  • Karar tek bir avantajla ilgili değildi. Kurucuların kafasını meşgul eden işlerin toplam ağırlığıydı.

Bunu sadece Türkiye’de yaptığın zaman düşünsene, 10 bin tane sözleşmeyle uğraşıyorsun. 10 bin tane imza, 10 bin tane kargo demek.

10:45

Bunlar çok zor problemler mi? Değil. Ama hepsi kafanın bir kısmını meşgul eden işler. Bence en çok da o insanı yoruyor.

23:48

Konu başlıkları

17 başlık

Döküm

3.246 kelime

Konuşmacı adlarıyla birlikte düzenlenmiş döküm. Zaman koduna tıklayınca video oradan başlıyor.

0:04Barış Gürbüzler

Selamlar

0:05Berkay Demirbaş

Ne haber?

0:10Barış Gürbüzler

İyiyim seni sorma lan

0:11Berkay Demirbaş

Aynı hoodie'leri giydik ya bence iki parti yaparsak değiştirebiliriz Sanki farklı günler çekilmiş gibi olabilir. Güzel olur öyle

0:26Barış Gürbüzler

İlkinde sen giy, sonrakinde ben giyeyim. Ya da her bölüm aynı hudileri giyersek ne zaman hangisini çekildi hiçbir zaman anlaşılmaz.

0:29Berkay Demirbaş

... Bak o da mantıklıymış ya. Ama günün sonunda şey Evet

0:40Barış Gürbüzler

Evet ama senin sakallarını benim de saçlarımı aynı boyda tutmam gerekiyor sürekli. O biraz zor olabilir.

0:45Berkay Demirbaş

Evet evet ama halledilir ya bence AI ile meyayla falan çözeriz yani şu olay şu olaylar bitsin de

0:54Barış Gürbüzler

Ya da böyle yeşil tişört giyip her bölüm farklı bir şeye çevirebilirsin.

1:00Berkay Demirbaş

Bayağı şey kuruyoruz değil mi böyle içeriye böyle prodüksiyon falan böyle Pixar stüdyoları falan gibi yani webinar çekeceğiz diye podcast çekeceğiz diye. O zaman konuya giriyorum. Nasılsın bu arada iyi misin nasıl gidiyor? Yoğun gündem.

1:04Barış Gürbüzler

ve İyi vallahi ya bu son günlerde güzel çalıştık. O yüzden keyfim yerinde. Güzel bir Nisan Mayıs olacak gibi duruyor. Senin nasıl keyfin?

1:29Berkay Demirbaş

Valla bende öyle bayağı keyifli. Çok keyifli yani olayları dışında bakıldığı zaman keyifli ama olaylarda ister istemez herkesi etkiliyor yani hem şirketi hem potansiyel müşterilerimizi mevcut müşterilerimizi etrafımızdaki herkes ama düzeleceğiz inşallah deyip

1:35Barış Gürbüzler

Tabi. Bireyleri.

1:49Berkay Demirbaş

Bu haftaki konumuz aslında biraz böyle olaylarla da böyle bağlantılı mı değil mi ama hani genel olarak sorulan bir şey olduğu için biz Hardal'ı tabii ki de bir tool bir ürün olmasının yanı sıra bir şirket. Bu şirketi neden Amerika'da kurduk? Neden Türkiye'de yerleşik olan bir şirketimizi Amerika'daki açtığımız bir şirket almak zorunda kaldı? Ve işte bu stock option süreçleri nasıl işliyor Türkiye'de ne olmadı da Amerika'da açtık gibi Aslında baya geniş bir kapsamda bir konu. Bu haftaki konumuz budur efendim. Ne düşünüyorsun sence? Yani şuradan başlayalım neden Amerika'da bir şirket açma gereği duyduk

2:18Barış Gürbüzler

... Aynen. Abi ben bir adım öne alıp hatta şununla başlamak isterim. Neden yatırım aldık? Çünkü aslında tüm bu süreci böyle ilk kick-off eden noktalardan bir tanesi yatırım alma süreci. Madem yatırım alıyoruz, uzun vadeli düşünelim falan derken zaten bu Amerika'da şirket kurmaya geldi. O yüzden çok kısa ben bir ondan bahsetmek isterim senin için de uygunsa. Bizim, normalde hatırlıyorsunuz zaten ilk çıktığımızdan bu yana uzun bir süre amacımız boot strap gitmekti. Yani herhangi bir şekilde dışarıdan bir para almadan bu hayatımıza devam etmekti. Belki bir bölümde uzun uzun bir yatırım sürecinde konuşuruz. Fakat sonrasında fark ettik ki istediğimiz noktaya ulaşabilmek için biraz daha elimizdeki böyle nakit havuzunu büyütmemiz gerekiyor. Çok fazla nakit, git gel işte ödemeler yapıldı mı, yapılmadı mı ki bu biraz sonra yine Amerika konusuna bağlanacak. Derken dedik ki, bizim bir minimal de olsa bir yatırım almamız lazım bu şirkete. Sonra bir yatırım sürecine girdik, yatırımı aldık. Fakat yatırımı aldıktan sonra şöyle bir konu oldu. Evet, biz bu yatırım aldığımız insanlara ne vereceğiz? Yani bir stok mu verir, yani hisse mi vereceğiz? Başka bir şey mi verecek? Nasıl bu anlaşma olacak? Ve aldığımız firmalardan bir tanesi de yabancı olduğu için o böyle Türkiye'den bir şirkete yatırım yapma konusunda böyle çekinceleri olduğunu dile getirdi. Fakat olada bilir falan noktasındaydı. Zaten diğeri de sevdiğimiz bir... investor olarak o böyle siz ne yapıyorsanız ben ona koyarım demiştim. Sonra biz şey sürecine girdik. Okey Türkiye'de bir şirket var. Ve yurt dışında belli yerlerde açabiliriz. İşte Amerika'da açabiliriz. İngiltere'de açabiliriz. Estonya'da açabiliriz ya da Türkiye'de tutabiliriz. Sonra Türkiye'de belli başlı diğer sıkıntılar aslında devreye girdi değil mi? Yani mesela örnek veriyorum Stripe.

5:05Berkay Demirbaş

Neydi o sıkıntılar? Mesela Stripe'dan bir account bile açmamıştık. Bir SaaS diye başlayacağız deyip insanlara kredi kartıyla satın alabilecek bir şey haline getirememiştik. Fatura kesiyorduk. İadeler oluyordu, yanlış kesiliyordu. Dolar mı kescez? Dolar mı ödeyecekler? TL mi ödeyecekler? İban numarası istiyorlar. yandan hani kurumsal şirketlere direkt al kredi kartıyla öde yapamadık yani onu.

5:10Barış Gürbüzler

Aynen. Evet.

5:34Berkay Demirbaş

O yüzden şart de yani stripe olması.

5:34Barış Gürbüzler

Evet, bir de birazcık şeydik orada hani, sen parayı öde de, nasıl ödemek istiyorsan öde. Hani istersen fatura keselim, biz sen şey yap hani, Berkay'ın evinin önüne o parayı gece bırak falan. Hani hepsi bizim için okeydi aslında. Ama...

5:54Berkay Demirbaş

Beyaz zarfa bırakıyorlarmış değil mi? şeyle... Tofaşlarla falan gelip gizli gizli... 100 Dolar

5:58Barış Gürbüzler

Aynen. Ama atıp kaçıyorlar falan. Yani şimdi öyle olunca bir anda Türkiye'de belli sistemleri denedik. Yanlış hatırlamıyorsam birkaç tane yerli sistemle entegrasyon denedik. Hem zor, hem komisyon oranları yüksek, hem sistemler hiç esnek değil ve hiç böyle al entegre et değil. Yok bunu konuşacaksın, şunu yapacaksın vesaire. Ve biz orada çok vakit kaybetmeye başladık. Bu süreçte. Yani şimdi şuna devriliyor çünkü konu. İşte o SaaS sılaşma sürecine gidiyor. Yani 100 dolarlık bir ürün satıyorsun. Aylık 100 dolarlık olan bir ürünü. Bir yanda upuzun bir satın alma süreci. Üzerine upuzun bir hukuk süreci. Üzerine upuzun bir ödeme alma süreci. 100 dolar. Yani 30 saniye olabilecek bir süreç sırf… bizim elimize Stripe gibi ürünler olmadığından ve Türkiye'de ben dediğim gibi kredi kartımı bağlayayım alayım çok yaygın olmadığından biz bir yanda kendimizi böyle bir şeyde bulduk. E bunu x40 marka yaptığında bir yanda biz bir markayla okeyleşiyoruz çalışmaya başlamamız bir buçuk ay sürüyor. Neden? Çünkü 199 dolarlık bir ürünün hukuk departmanı ile olan sözleşme anlaşmaları bilmem nesi. Ödeme süreci ile alakalı, yok bu tedarikci formulu doldur, doldurdun mu şimdi sisteme gir falan. Bu en büyük sıkıntılardan birisiydi.

7:32Berkay Demirbaş

Sözleşmeler de... Sözleşmeler de… cutomize olmaya çalışıyor ya oraya da müsait ya aslında. Yani okudum onayladım diye ilerleyebileceği bir sistem yani paradan da ziyade okudum onayladın diyerek böyle başlatabileceği bir projeyi. Her bir cümlesini sözleşmedeki her bir cümleyi aslında farklı departmanlar didik didik etmeye başladı. Orada bir ila 90 gün demişsiniz. Bu ne ifade ediyor. Örnek veriyorum işte veriden kastınız nedir diye kadar böyle

7:41Barış Gürbüzler

... Aynen.

8:05Berkay Demirbaş

bir kelimeyi böyle insanlar didik didik etmeye başladı. Yani şeyi anlayabiliyorum. Kurumsal şirket olmasa da şirketler arası ikili anlaşmalarda bu takım mütabakatlerin sağlanması için bir align olma şart yani bir anlaşılma şart adı üstüne anlaşma yapıyorsun ama ürünün katma değerinden de daha fazla bir efor ayırıldığı için regulatif problemlerden dolayı çünkü onlar da bir denet yarın öbür gün denetime uğradıkları zaman hesap verilebilir olması lazım süreçlerin gibi gibi bunu da önüne geçiyoruz aslında orada

8:32Barış Gürbüzler

Hadi. Yani... ...ya açıkçası bence işin bir de birazcık şey kısmı var. Yani belki... ...birazcık şey bir ürün olacak ama... ...bazı şirketlerin çalıştığı avukatlık büroları da... ...bence iş çıkarmak için... ...o sözleşmeleri didik didik ediyor. Yani tekrar böyle altın çözüyorum. 100 dolarlık bir ürünün gerçekten mahkemeye taşınma ihtimali nedir? Ve mahkemeye taşınacaksa gerçekten çağlayan da değil de bilmem ne de olması ne kadar kritiktir. Ve bunun gibi 150 madde daha bir sözleşmeye bize bir geri geliyor. Aman Allah'ım yani. Büyük ihtimal avukatlık bürosu o sözleşmenin üzerine 5 saat harcamış. Sonra o 5 saati charge etmiş. Ya da 10 saati charge etmiş. O böyle git gel git gel git gel. Saçma bir hal aldı ki bu da aslında yine Türkiye'deki bize engellerden bir tanesi. O da e- imza konusu. Senin favori konularından. Biz de bir anda Berkay'ın cuma günlerinin yarısı şeye döndü. Kargo. Aynen. Onları al, onları verdin mi? Sizin kargo geldi mi? Biz gönderdik ama nerede? Yani bunu...

9:56Berkay Demirbaş

Kargo falan. Düşünsene şey yani, bir SaaS yapıyorsun işte SaaS adı üzerinde bu takım, anlaşmaların olmadığı insanların self service olarak hizmet aldığı bir konsept. Hani bir hedef koyuyorsun, diyorsun ki mesela 10 bin tane paid kullanıcıya erişmem lazım. Tamam çok güzel. bunu sadece Türkiye'de yaptığın zaman düşünsene 10 bin tane sözleşmeyle uğraşıyorsun. 10 bin tane imza, 10 bin tane kargo demek. Sırf bunun organizasyonu bile zaten apayrı bir iş. Dolayısıyla bu tarz operasyonel hands-on işleri aradan çıkarması için komple böyle regülasyonun aslında değişmesi lazım. Ama o da şu anda bence mümkün değil. neden Paypal Türkiye'de, Türkiye'den çekildi, neden BDDK spesifik banka uygulamalarına bir takım limitasyonlar uyguluyor gibi gibi işin hem parasal hem regulatif kısımları Bence çok büyük bir etken hem hukuki tarafları da dediğin gibi. O yüzden bence bunların en azından böyle otomatize edilebilir formata uyarlanabilecek olması beni mutlu ediyor açıkçası.

11:05Barış Gürbüzler

Evet. Bir de açıkça şey var yani mesela Amerika'daki bir şirketle anlaşma yaptın adamı sen kargoyla iki nüsa sözleşime göndereceksin o sana bir tanesini geri mi gönderecek? Adam almaz yani bırakır ürünü bırakır.

11:27Berkay Demirbaş

ki Amerika'ya baya pahalı gidiyor yani evrak yani ehh

11:32Barış Gürbüzler

Bizim 3 aylık masraf gelir direkt kargo ücretlerine gider getir götür ile.

11:42Berkay Demirbaş

Yani zaten parasal kısmından da ziyade o evrağın hani uzaktan imzalanabilir bir formatta olması lazım. Velev ki ücretsiz ödüyorsun velev ki böyle bir şey yok. Uzaktan da imzalayabileceğin bir konsept olması lazım ama sen e-imzan var ama karşı tarafın olmayabiliyor. Karşı taraf gerçekten ıslak olarak isteyebiliyor. Bu biraz

12:07Barış Gürbüzler

Tabi

12:08Berkay Demirbaş

Garip bir durum. Ya biraz böyle sanki hibrit bir çözüm olması gerekiyormuş gibi bir şey var ama sanırım var. Yani hem e- imzayla yürütülebilen süreçler hem de e- imzayla imzalanmış bir belgenin printini falan alabildiğin ve onun üzerine ıslak imza atabildiğin hibrit sistemler var ama konumuzla da bağlantılı olarak bu sistemlerin hiçbir kısmı Türkiye'de bir karşılığı yok. Sen Türkiye'de bir anonim şirket isen bunların hiçbir karşılığı olmuyor. biraz sinir bpzucu aslında. Amerika'daki şirket açma sebeplerinden hani en kritik bir olmasa bile en büyük getirilerinden bir tanesi bu. Bence.

12:36Barış Gürbüzler

Aynen Aynen yani bu zaten biraz şeyle başladı. Yani bunlar zaten bizim canımı sıkan dertlerdi. Üzerine bir de yatırım süreci gelince biz zaten bir arayış sürecine girdik. Sonra zaten genel olarak konuk şeye döndü. Okey, biz yurtdışında kesinlikle bir şirket kuruyoruz. Nerede kuralım? İşte Estonya'da kurulmuş birisiyle konuştuk. Amerika'da kurulmuş birisiyle konuştuk. Şirketlerle görüştük falan filan. Böyle güvendiğimiz, ettiğimizde bir Igniters isimli bir hukuk oradan

13:28Berkay Demirbaş

Reklam gibi oldu. Link açıklamalarda arkadaşlar. %10 indirimli.

13:34Barış Gürbüzler

Onlarla da görüşünce bizim için aslında galiba kıyasladığın zaman Amerika biraz daha tuzluya geliyor. Örnek veriyorum Estonya'da şirket kurmaktansa. Yani şirket kurmak artı işte Türkiye'deki şirketin satın alınması falan filan zart zurt derken birazcık daha tuzluya geliyor. Fakat bizim için özellikle uzun vade anlamında daha sağlıklı olacak gibi durdu. Ve o yüzden böyle bir… Aslında karar aldık.

14:07Berkay Demirbaş

Estonya'dan açmak ya da İngiltere'den açmak, başka bir ülkeden açmak vs Amerika değil de Türkiye mi ve diğer ülkeler mi gibi de kıyaslayabiliriz. Türkiye'ye göre kıyasladığımız zaman çok daha ucuza geldiğini bile söyleyebiliriz aslında çünkü şey, tuzlu kısmı şey değil sadece muhasebesel süreçlere ödenilen ya da şirket açmak için harcanılan efor veya buraya ödenilen ücretler değil.

14:17Barış Gürbüzler

Tabi.

14:35Berkay Demirbaş

Kaçan fırsatları Türkiye'de yakalayamadığın için aslında biraz daha ucuza geliyor yurtdışında bir şirket olman. Burada çünkü hiçbir şeyden yararlanamadık yani biz bugüne kadar çünkü konsept olarak insanlar anlamıyor çünkü.

14:41Barış Gürbüzler

Tabi. Ya bir de... Heh, ben de onu diyecektim. Yani... Ya bir de şey var. Dürüst olmak lazım. Bence biz şeyde çok iyi yönetemedik. Ne bileyim işte, Technopark'a gir, Tekmerde ol, KOSGEB Tubitak, bilmem ne işte... Kurduğum firma bilmem neyse... Çok fazla aslında işte hizmet ihracatçıları birliği falan. Heh, işte bilmem.

15:02Berkay Demirbaş

Tekmerde ol var. Teşvik primleri, işte SGK indirimleri vs. Çok geç farkına vardık. İşte bahsettiğim şey buydu yani. İnsanların anlamadıklarından kastım buydu.

15:19Barış Gürbüzler

Evet. Bir de efor yani biliyorsunuz bir taraftan belki onun da başka bir bölümü olur. Tübitak'a başvurduk biz, ve ve sunum yaptık, bilmem ne. Yani bunlar da ayrı bir efor isteyen başlıklar. Ve böyle bence şey çok mümkün değilmiş gibi geliyor bana. Günlük operasyonel işin üzerine, şirket büyümesi, planlaması üzerine ona vakit ayırmak şeylerle çalışsam bile, ki biz de çalıştık, böyle danışmanlarla, onlarla, bunlarla çok ciddi bence efor alıyor. Ve günün sonunda şuna aslında biraz karar da kıldık Yani orada o avantajlardan yararlanmak için harcayacağımız eforlar da çok bizi üst seviyeye taşımayacak, istediğimiz noktaya taşımayacak. Diğer taraf o yüzden daha mantıklı geldi yine. Yine böyle bir şeye koyduğumuz zaman. Çünkü en son hatırlarsan şeydi ki yani... ...bırakalım gerçekten hepsini, tüm süreçleri durduralım. Çünkü yapamıyoruz. Vakit ayıramıyoruz dedik. Yine ondan sonra zaten şey...

16:19Berkay Demirbaş

Mm-hmm. Ayrı bir iş bu arada. Yani diğer şirketlerde sırf bu konularla ilgilenen insanlar var. Yok işte teşvik primi kovalıyor, işte hizmet inancı hatçıları birliğine başvuruyor, diyor. Orada event varmış. Bak yurtdışında şu eventleri gider gösterebilirsek işte bilmem ne birliği, bilmem ne bakanlığı oraya destekliyormuş, teşvik prim veriyormuş. Vesaire vesaire. Çok fazla şey var aslında. Türkiye'ye bak... Türkiye'nin... O girişim ekosistemine ya da teknoloji şirketlerine sunduğu kalıp olarak çok güzel imkanlar var. Fakat bu kalıplardan faydalanabilmek adına işini gücünü bırakıp veyahut dışarıdaki potansiyelleri bırakıp tamamen Türkiye'ye odakladı düşünüp burada bir şey yapıyor olman biraz böyle garip bir durum. Neden garip bir durum? Şeyi desteklemiyor çünkü yani sistemin kendisi. Yeniliğe kapalı bir ortamda bu hizmetleri, bu faydaları sunduğun zaman hiçbir karşılığı olmuyor. Ve işte keza, yani Paypal'ın Türkiye'de yasak olması, işte istediğimiz account'u açamıyor olmamız, çalışanlarımıza stock option verebilmek için hukuki bir düzenlemenin dahi olmaması gibi gibi. Ben bunları yapamadıktan sonra bir Technopark'ta aylık 2000 liraya ofis almak için neden...bir sene boyunca Türkiye'nin böyle bir hizmetinden faydalanmak için uğraşayım ki

18:02Barış Gürbüzler

Evet,

18:03Berkay Demirbaş

şey oluyor yani orada hakikaten işini gücünü bırakıp gezmen lazım yani işte Technopark Technopark

18:09Barış Gürbüzler

Yani evet. Bir de açıkçası şu konuda da dürüst olmak gerekiyor. Türkiye Pazarı dominasyonu hedefi olan firmaların bile hemen ardından ilk adımı, hatta oraya gelmeden bile ilk adımı yurtdışında büyümek. Neden? Çünkü daha stabil. Yani şu an tartışılır dünyadaki stabilite ama... Tamam sen Türkiye Pazarına odaklanmak istesen bile o istediğin noktaya gelemiyorsan o zaman gerçekten bu ekosistemi anlamak öğrenmek güzel. Hani yalan yok, çok fazla fırsat da var. Ama şey gibi oluyor. Yani oradaki söylediğin her "yes" seni birçok noktada "no" demeye ittiği için de daha basit, daha... Ya şey bile çok uğraştırıcı Türkiye'de muhasebesel süreçler bile çok uğraştırıcı. Amerika'ya geçince fark ettik yani.

19:11Berkay Demirbaş

Bu arada muhasebe deyince tam dediğin anda muhasebe meetinin uyarısı gelmesi onun sesi geldi bu arada onu da duydum. Valla geldi. Yani şey...

19:18Barış Gürbüzler

Algözleri al. Yani şey düşünsene mesela bak sen biliyorsun Amerika'daki banka süreçleriyle Türkiye'deki banka süreçlerini kıyasla mesela. Mesela bir şey diyoruz Türkiye'de almıyor olmamıza rağmen tüm kartlar için basılı ekstra ücreti ödüyoruz mesela. Ve kapattıramadık.

19:30Berkay Demirbaş

Ya biz süreçlere dahil bile olmuyoruz yani. Mesela yani en kötü biz kapattırmadık da Amerika'da Biz limit istemememize rağmen hesaba giren bir yatırım parası olduğu için işte büyük bir limit tanımlandı. Kartın Amerika'dan gelmesi 3 gün falan sürdü ve yani tamamen deneyim alıyorsun aslında yani o bankadan. Yani şeyi dert etmiyorsun Hani bizde çok fazla şey var ya, mobil bankacılıkta bilmem nerede falan yani o kısımlarda onu dert etmiyor oluyorsun. İşte biz hangilerini kullanıyoruz? Brex var, Mercury var, de Ziraat Bankası var. Bir okeyse var başka bir şey yok galiba. Onlar Türkiye'de, Türkiye'de olanlar Amerika'da olan iki tane.

20:10Barış Gürbüzler

Aynen. Bir de görüntü. Evet. Gerçi mesela şey çok saçma değil mi? Mercury ile Türkiye'deki bankalardaki kredi kart limitlerimizi kıyasladığın zaman ki bizim maaş ödemelerinin işte gelen giden paranın vesaire tüm cash flow'un büyük bir kısmı Türkiye'deydi. Şimdi yavaş yavaş taşıyoruz. Türkiye'deki kredi kart limitlerimiz ile Amerika'dakinin arasında şimdi ufak bir hesap yaptım.

20:44Berkay Demirbaş

Mm-hmm. Mm-hmm.

20:55Barış Gürbüzler

7 kat varmış.

20:58Berkay Demirbaş

Ve ilk açarkenki limitler çok daha düşüktü yani bankaların şeyi politikasını da anlayabiliyorum yani sıfırdan gelen bir şirketin istediği limiti alamıyor olması lazım işte limit politikaları vs ama Amerika'da da şöyle bir konsept var senin limitini düşürüyor düşürebiliyor şeyde limit düşürme gibi bir durum yok Türkiye'deki bankalardan o yüzden yani biraz böyle hem katı hem de gerçekten sadece bankadaki limitler değil aslında konu burada. Konu bizim hiç bankayla münasebet olmadan tüm süreçleri yürütebiliyor olmamızın mümessili. Amerika'da bir şirket oluyor oluşumuz aslında. Türkiye'de sen anonim şirketmişsin ya da işte şirketin yetkili kişisi misin hiç önemli olmamaksızın her adımda hukuki bir yerleri takılıyorsun yani en ufak bir belge alman dahi Yok onu işte şubeden almanız lazım. Onu bilmem nereden almanız lazım. Onu internet bankacılığından ikinizin eş zamanlı giriyor olması lazım falan gibi garip garip kurallar oluyor falan. Sana SMS gelirken benim başka bir şey olaylamam lazım o anda falan.

21:55Barış Gürbüzler

Evet. Aynen. En, en temelinden şöyle düşün abi. Benim yani ben Barış olarak bir şirketin ortağıyım. Şirketin kredi kartlarına erişemiyorum. Neden? Çünkü şirket kredi kartları açılırken garip grup şekilde açılmış. Bir tanesi sana tanımlanmış, bir tanesi bana tanımlanmış. Ben...

22:33Berkay Demirbaş

Senin bir tane küçük şey, asker telefonun vardı onunla mesajlara düşebiliyordum sadece.

22:37Barış Gürbüzler

Hah aynen abi. Orada SMS almaya çalışıyorum. Seni arıyorum abi sana SMS gelecek falan diye. çok delilik, zık.

22:47Berkay Demirbaş

bir ekst... şey... Diğer ya bankalarda şey oluyor bu arada. Sen kendini hesabı açıyorsun ya bireysel olarak. Yani hiçbir şubeye gitmiyorsun. İşte kendini ID'ini falan tanıtıp yapıyorsun ya. Şimdi Türkiye'deki bankalarda da var ama hani şeye geleceğim. Teknik süreçlerde yani... Biz nasıl o şirketten ya da o ülkeden hizmet almak için aslında bir şeyler yapıyoruz ya ya da hizmet sunmak için bir adımlar atıyoruz ya... Hiçbir bürokratik...konulara bizi dahil etmiyor olması çok büyük bir özgürlük. İster şirketler arası olsun, ister insanla şirket arası olsun, ister şirkette ülke arası olsun, biz hiçbir adımda, hiçbir bürokratik engele, ya da bürokratik olması gereken bir sürece takılmadık. Çünkü her şey planlı, programlı. Senin hisse için ödemen gereken minimum, fiyat bile aslında belli.

23:21Barış Gürbüzler

Evet.

23:46Berkay Demirbaş

Ama Türkiye'de bir şirket açmak için ne kadar ihtiyacın var diye sorduğun zaman hiçbir resmi bir kaynak yok. İnternetten bir sürü yere bakıyorsun ne bileyim işte. Memurlar Net başka bir şey yazıyor falan. Böyle Donanım Haber başka bir şey yazıyor. O işte şey yazmış benim 2000 bilmem kaçtaki muhasebecim şu parayı açtı falan diyor. Yani hiçbir şey belli değil yani burada. O yüzden mümkün yani.

24:03Barış Gürbüzler

Abi şeyde bile... Mesela hatırlarsan, Türkiye'deki şirkette sermaye arttırımı için bile emin olamadık.

24:16Berkay Demirbaş

Evet, yapsak mı yapmazak mı dedik.

24:19Barış Gürbüzler

Bizim muhasebecimiz bir yönlendirme yapıyor. Kim ne dedi? Yani şey yapmak için. Avukatımız başka bir şey diyor. Tanıdığımız başka bir muhasebeciyle konuşuyoruz. Başka bir şey diyor. Diğer şirketlerine sahip soruyoruz. Hepsi farklı bir şey diyor. Yarısı yaptık diyor, yarısı yapmadık diyor. Yarısı o yapmazsanız ceza yerseniz diyor. Diğerisi üç sene sonra yapın, boş verin diyor. Şimdi… Yani bu bile bir şey, kafada bir blokaj yaratıyor. Aslında bizim en başından beri bence söylemeye çalıştığımız o. Bunlar çok zor problemler mi? Değil. Çözülemeyecek şeyler mi? Öyle de değil tabii ki. Yani hepsinin çözümü var. Hani sen girsen şu ana kadar konuştuklarımızı alta dizsen, hepsini takır takır çözersin. Ama hepsi kafanın bir kısmını meşgul eden işler aslında. Bence en çok da o insanı yoruyor. Biraz daha orada oranın rahatlamış olması bence bizim, bizi mutlu etti. Yani her konuştuğumuz başlık bizim üzerimizden iş yükü aldığı için biz biraz daha böyle şey zannediyoruz. Evet abi bu iyi oldu noktasındayız diye düşünüyorum.

25:33Berkay Demirbaş

Ben de açıkçası gayet memnunum. Bakalım. Şu ana kadar herhangi bir problemle karşılaşmadık ama sanmıyorum ki karşılaşacağımız problemler hani şey kadar yorucu olsun İstersen burada duraklayabiliriz. Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle diyelim. Senin son kez söylemek istediğin eklemek istediğin bir şey var mı?

25:52Barış Gürbüzler

Evet. Yo valla teşekkür ederim yine sonlara doğru iyice gazı geldiğim güzel bir konuşma oldu.

26:07Berkay Demirbaş

Yani güzel oldu. Yani esasında konu itibarı ile bir ürün yaptık, bir SaaS yaptık. İlerledi, hızlı büyüdü. Yatırım süreçlerine girdik ve bir noktada şirketi Türkiye dışına taşıma ihtiyacımız doğdu. Aslında zorunluluğumuz doğdu. Bu zorunluluğumuz neticesinde de hem faydalarından hem avantajlarından bahsetmeye çalıştık. Hem dezavantajlarından. Dezavantajı çok olamadı ama... Mantıklı mı değil mi? göreceğiz. Bu illa yani yurtdışında şirket açın gibi bir şey yapmıyoruz aslında burada. Yani şey meraklısı değiliz bizde. Vatanımızı milletimizi bırakıp... Şey açsam ya şuradan müzik var ya... Bir tane mavi boncuk takışında ölürüm Türkiye. Şeye gireyim buradan da. Sesi arkadan çalsın.

26:34Barış Gürbüzler

Evet. Değil. Ya da bir sene sonra yeni bir bölüm geliyor. Neden Türkiye'ye geri döndük? Amerika'daki şirketi kapattık falan diye.

27:10Berkay Demirbaş

San Fransisco sokaklarında yalnız yalnız yürüyoruz değil mi evsiz kalmışız falan. Neden battık diye falan. Bence yani ezcümle yeni girişim adımına atmak isteyen insanların aslında böyle karşılaşacağı, karşılaştığı en büyük problemlerden birkaçı bu aslında. Yani şirketin nereden açalım işte. Biz bazen görüyoruz. Estonya'dan açan var.

27:16Barış Gürbüzler

Aynen.

27:39Berkay Demirbaş

elektronik olarak işte Air Residency imkandırından faydalanmak için başka ülkelerden açan var gibi gibi. Bizim açtığımız yerde işte Amerika oldu. Avantajları var. Bazı noktaları var. Onlara değinmeye çalıştık diyeyim. O zaman başka bölümde görüşmek üzere Görüşürüz. Kolay gelsin. Bye bye.

27:59Barış Gürbüzler

Kendine iyi bak.