San Francisco, Palo Alto Günlükleri, VC’ler, Startuplar

Bölüm 0615:44

Yürürken kaydedilen tek bölüm. Barış ve Berkay, Türk Telekom PİLOT programıyla Kaliforniya’da; ellerinde mikrofonla Palo Alto’ya doğru yürüyorlar. Bay Area’da işin nasıl başladığını, önce bir ilişki kurulması gereken Türkiye’yle karşılaştırıyorlar. Eve iki şey götürdüler: daha büyük düşünmek ve aynı anda daha mütevazi olmak.

İngilizcesi: Walking from San Francisco to Palo Alto

Bölümden çıkanlar

6 madde
  • Bay Area’da iş konuşmak için önce ilişki kurmak gerekmiyor. Sıra tam tersi işliyor.
  • Herkese exit soruluyor. Ne zaman, nasıl ve kim satın alacak. Türkiye’de bu kadar merkezde değil.
  • Para odağı ağır. Gelen geri bildirimlerden biri açıktı: konuşuyorsun ama ben sadece keyword duyuyorum.
  • Para isteyen değil kapı açan startup daha iyi karşılanıyor. Stanford’da da aynı çerçeve anlatılıyor.
  • Uzun bir cümleyi kısaltmak başlı başına bir beceri ve VC’lerle konuşmak bunu öğretiyor.
  • Eve götürülen ikinci şey mütevazilik. Başkalarının işini görmek kendilerini ne kadar yukarı koyduklarını gösterdi.

Bana lütfen para ver değil de, sen bana para verecek kişi olmaya layık mısın? Bizim yolumuz bu, gideceğimiz yol bu.

8:35

Bazen kendimizi çok yukarı çekiyoruz, arşa çekiyoruz. Burada başka yapılan işleri görmek bizi daha mütevazileştirdi.

13:55

Konu başlıkları

14 başlık

Döküm

1.923 kelime

Otomatik altyazıdan çıkarıldı, o yüzden konuşmacı adı yok. Zaman koduna tıklayınca video oradan başlıyor.

0:02

Evet abi. Evet. Selamlar. Selamlar. Podcas'timizin kaçıncı bölümü? 7 galiba ama ilk yürürken podcast. Yani ilk hatta Amerika'daki podcas'tımız. Evet. İlk defa yan yana podcastiz. İlk defa bu şartlar altında. Aynen. selam herkese. şimdi kaç? Bir 10 gündür yaklaşık Amerika'dayız. San Francisco'da. biraz böyle yolumuz uzun. Palo Alto'ya doğru gidiyoruz. Giderken de bir podcast çekelim dedik. umarım güzel olur. Ses falan kötü olursa da zaten koymayı veririz. Sağa sola atarız.

0:40

Aynen öyle. Nasıl geçiyor Barış? hareketli yani. Amerika dürüst olmak gerekirse benim ilk defa geldiğim bir ülke ve gözümde hep biraz büyüttüğüm, biraz uzak gelen bir yerdi. Yani böyle Türkiye pazarına hakimiz. Avrupa pazarından ufak tefek deneyimlerimiz var ama sanki Amerika pazarı hep uzak gibiydi. O kadar da uzak değilmiş aslında. Belli konularda daha da kolay olan yanları var gibi hissediyorum. Sen ne düşünüyorsun? Yani benim bir tek bu saat farkı yordu yani bu işte geçiş süreçleri falan ama ondan sonraki kısımlarda hiç böyle bir yabancılık çekmedim açıkçası.

1:28

Evet. Hatta şeyi de düşünüyoruz ya işte ilk geldiğimiz gün şey dedik hatta burada yaşar mısın? Aynen falan dedim. Ben yaşarım bu arada bende hala gitler var yani. Neresi olduğu önemli. Mesela Palo 6 çok sıkıcı bence. H sen sevdin ama. Sevdim sevdim. Çok iyi. Sen o hayatı sevdin. San Francisco'da yani okey okey bir yer. İşin şey kısmında ise yani iş yapma konusunda ise Evet. hatta böyle konuştukça birkaç kişi de aynısını söylüyor.

2:05

Şöyle bir fark var. Türkiye'de özellikle bir ilişki kurman gerekiyor önce. Burada herkes şeye çok açık. tanışıyor olmana gerek yok. Bir ilişkin olmasına gerek yok. Fakat business yapmaya çok daha açıklar. Hani böyle dun girişmek daha kolay ve çok international olduğu için nerelisin, nereden geldin çok da kritik sorular değilmiş gibi geliyor bana. kesinlikle. Bir de o network'ün getirdiği ihtiyaç aslında karşı taraf da senden aynı ihtiyacı duyduğu için hani direkt tanışıyorsun ve bence feedbackler de çok şey yerli yerinde yani böyle öylesine bir small talk yapılmıyor.

2:50

Direkt daha direkt Evet. Let's talk business'e geçiliyor sanki. Aynen. Yani hızlı ol yani. Ne ne yapıyorsun? Amacın ne? Bana ne katabilirsin? Ben sana ne katabilirim? Peki bu sence Amerika geneli mi yoksa biz çok böyle hani startup VC hani yani San Francisco'da Pavalt'da olduğumuz için mi böyle? Bence yani burası özellikle o Bay Area tamamen böyle yazılım üzerine kurulduğu için yani yazılım değil de işte startup kültürü üzerine kurulduğu için hatta bizim o kaldığımız yerde de adım başı VC var.

3:26

Aynen. Dolayısıyla bence insanlar normal iletişimlerini de buraya doğru böyle entegre etmişler ve sanki her konuşma, her small talk bir networke'e dönecekmiş gibi bir şey var. Ama belki bilmiyorum hocam sen Avrupa'yı daha iyi biliyorsundur ya. Türkiye'de böyle değil. Amerika'da böyle ama Avrupa'da biraz daha farklı bence. yok %100 katılıyorum. Bence Amerika'nın şeyi bir tarafı var kesinlikle. Yani bana birazcık San Francisco'ya da özelmiş gibi geliyor. Evet. Amerika'nın diğer yerlerini çok bilmiyoruz ama burada o biraz önce söylediğin gerçekten herkes VC herkes bir şey olması startup olması işleri de hızlandırıyor.

4:09

İşleri hızlandırdığı gibi de senin gerçekten o hani let's cut the bullshit let's talk businessını bence çok kuvvetlendiriyor. Benim VC'lerde şey çok hoşuma gitti. Gerçekten çoğu büyük şirketin burada çıkmış olmasının verdiği herkesin eli kolu çok uzun. Yani hem konuşulan paralar hem firmaların yani VC'lerin insanların sahip olduğu deneyim çok kuvvetli. Yani diğer pazarlarda ben şu ana kadar görüştüklerimiz zaten çok da bir bilgimiz yok belki ama bu kadar derin yani el kolluğu görmedim ya.

4:48

Bir de şey şey de kritik yani elini sallasan VC'ye çarpıyor ya. Evet. Şey diyorsun ya bak şunun kesin iki şeyi vardır, girişimi vardır falan diye. Aynen. Yani bizim mesela işte sektördeki en büyük oyunculardan birisi segment. Evet. segment'te 3,5 milyar dolara neredeyse satılmış bir şirket. Ve es kaza Stanford'daki hocamız segmentin eski CMO'su çıkabiliyor mesela. Yani hani Tilo Tilo olan evet Tvilio'nun pardon hatta segmentin satıldığı firmanın CMO'su çıkıyor.

5:23

Y böyle insightları başka yerde bulamazsın ama benim mesela bilmiyorum senin hoşuna gitti mi ama bazen o VC'lerle olan hani şirketin yaptığı iş ve katma değerinden daha çok sadece ne kadar kazandırıyorsun, ne kadar kazandın ve ne kadar kazanacaksın? çok para odaklı olması da açıkçası beni biraz yani çok hoşuma gitmedi. Ya biraz böyle zaten para için yapıyorlar ya. Yani o yatırım yatırım süreçleri de buna evriliyor. Yani BBC ile konuştuğun zaman senin ne kadar hayalperest olduğun ya da ne kadar katma değerli iş ürettiğinin yanında hatta bir dakikalık yani 60 saniyelik pitchler yapıp sadece bunu söylemen lazım.

6:07

Hatta birkaç aldığınız feedback'te de şey diyordu. Yani ben sadece sen konuşuyorsun ama ben sadece keyword'ler duyuyorum. İşte privacy diyorsun, onu diyorsun gibi. O yüzden ya umrunda değil yani. Sen kaç liralık ciro yaptın? Aynen. Ben sana para yatırdığım zaman ne zaman exit alacağım? Ha bak mesela exit konusu çok bana ilginç geldi. Yani belki başka biz duymadığımız içindirler ya da başka Türkiye konuşulur. Türkiye konuşuluyordur. Ama şöyle bir şey var.

6:37

İnsanlar düzenli olarak şeyi soruyor. Tamam, güzel, güzel iş yapıyorsun. Fakat şeyini ne zaman yapacaksın? Exitini ne zaman yapacaksın? Nasıl exit edeceksin? Kim alacak seni diye tak diye herkese mesela fundamentally sorulan sorulardan birisi bu. Bana bu ilginç geldi açıkçası. parça ya kesinlikle yani Türkiye'den çok farklı ama bence gayet yerinde yani tam böyle bir dominantlık var bir domine etmişler yani buradaki alanı ve o yüzden öğreneceğimiz de bence çok şey var kesinlikle ya beni de biraz irite eden kısım hani sanki böyle kapı kapı dolaşıp insanlardan böyle para dinleniyormuşçasına bir algı olduğu için çünkü elini sallasan VC'ye ya da founder'a çarpıyor.

7:28

Hatta bir tane yaşlı teyze vardı Çinliin. Evet. Yani bahsettikleri para ve VC yani bahsettikleri konuştuğu para muazzam. Yani o kadın için mesela gerçekten hani karşılaşsan teyze gel karşıdan karşıya geçmeme yardım edeyim dersin. Kadın diyor ki bizim ticket size 5 ilile 8 milyon dolar arası 1 milyar dolarlık fonum var falan diyor. o şey çok komik ve avari gibi de dolaşıyor yani. Aynen şey hani teyzem yolunu kaybettim falan dersin yani kadına.

8:00

Teyzem halk ekmek şurada oradan da kadının konuştu falan. O yüzden bence bana şey gibi geliyor. O startup'lardan şey mental falan. Bizim Stanford'da görüştüğümüz hoca da aynı söylemişti hatırlarsan. biz size hani VC'lere bir kapı açıyoruz gibi bakan startup'lar daha başarılı olabiliyor. Yani abi bana lütfen para ver değil de sen ayen hani bana para verecek kişi olmaya layık mısın? Ve bizim yolumuz bu. Bak gideceğimiz yol bu. Sen aramıza katılacak mısın?

8:35

Heh. Aynen. Onu diyenlerin daha başarılı olacağını aslında hem söylüyorlar hem de öngörü. Peki konuyu biraz değiştireceğim ama Stanford hakkında ne düşünüyorsun? Valla üniversite için mi şey mi? Genel üniversite için. Bir de sonra BKY de gittik. Ay BKY zaten çok iyiydi de ben yarısını hatırlamıyorum. Stanford çok iyi yani şeyleri ya biz bir kere hani orada misafir gibi bir pozisyondayız ama Aynen. bu arada şey programındayız. Bir o programın ismi var mı bilmiyorum ama var şey startup'ların bu Türk Telekom'un pilot programıyla geldik ama Türk Telekom'un aslında Stanford'la ortak yaptığı Stanford'ın da bir şeyiyle ortak yaptı yani.

9:27

Cent workshop serileri yani business workshop seri. Aynen. Nasıl globalde büyürsün ve nasıl Amerika'da büyürsün? Her sene pilot yapıyormuş. Yani buna belki 5 belki 10 senedir gelen bir sürü Türkiye arasında startup da var. O yüzden de süreçlere de hakimler. Gündüzler genelde şeyle geçiyor. start şey programla geçiyor Startup'ta. Öğleden sonraları da genelde böyle bir silerle tanışma yoğun. Yani ben bu kadar yoğun olmasını beklemedim açıkçası. şey dediler ya zaten bizim 20 derste anlattığımızı burada iki session'a sıkıştırmaya çalışıyoruz falan ama yani çok net direkt ve hani hakikaten de o 20 session'a alacağın belki de feedbacki, konuyu, TOK'yi burada iki sessionda alabiliyorsun.

10:10

O biraz böyle güzel. Ben çok mutluyum açıkçası. Yani şey farklı bir kültürden hem bu yoğun derecede eğitimleri almak güzel bir şey. Eğitim de yani workshop yani aslında ya. Evet. Yani böyle sessionlar sıkıştırılmış sessionlar. Aynen. biraz yani belki biz de daha hazırlıklı gelebilirdik vakit daha değerlendir değerlendirmek için. Ama işin özetinde bence hem program güzel hem benim için açıkçası Stanford'a gelmek inspirational da oldu. Yani böyle bir ortam böyle çok engineering focused bir yer zaten.

10:49

Çok içine çekiyor seni o VC startup dünyası da böyle bir hemen hop diye alıyor içine ve bizim için de yani ilk baştan beri konuşacak o kadar fazla konu çıktı ki yani böyle key değişiklikler yaptık aslında gidişatımızda. Buradan aldığımız şeyle kesinlikle slaytlarla ya çok iyi bir böyle strateji feedback oldu birbirimize. Yani hafta sonu beyzbol maçına gittik ama gidene kadar ve dönerken de sürekli iş konuştuk. Çünkü kafamızda o kadar güzel yeniliklere böyle gebe oldu ki insanların bahsettikleri.

11:23

Şey de değil bu arada yani gerçekten fiziken burada olup tatmak gerekiyor. Bunlar sanırım online da böyle bir şey veriyor ama yani fiziken hakikaten burada olmanın verdiği şey ilham güzel açıkçası gidene kadar. Bence bizim için de o şey iyi oldu yani uzakta olduğumuz için gerçekten dediğin gibi bir tren yolculuğu burası işte San Francisco'ya bir saat falan trenle. O tren yolculukları hep böyle bir şey, fikir alışverişi ve böyle abi bunu şöyle yapalım, böyle yapalımla geçen zamanlar oluyor.

11:57

O yüzden kahvelerimizi de unuttuğunuz şey bilet alırken Evet. kahve unuttuğumuz, rastgele beyzbol makine gittiğimiz, güneşten yandığımız sonra diğer gün donduğumuz bir şey, düzen ama ben çok memnunum açıkçası. Evet. Evet. Çok çok iyi geçiyor. Peki o zaman sana şöyle bir soruyla belki de şey yapmaya buradan hani böyle ben işte artık dönüyoruz yakında. Eve götüreceğim en temel şeylerden birisi bu dediğin ne var? Şey işte Target'tan alışveriş yaptık ya.

12:36

Onlar phicallyı. Ok. Tamam. Onları götüreceğiz. Peki. Mentally yani böyle hani aldım. uzun cümleleri ya bu arada İngilizcenin getirdiği bir şey de olabilir ama uzun cümleleri hani çok daha kıs kısa bir vaziyette anlatmak ayrı bir beceri, ayrı bir kabiliyet. Ben açıkçası onu böyle kendimi kendime aldım. güzel böyle bir şey oldu ya. Evet ama basitleştirmeme konsep. Aynen öyle ya. Çünkü şey yani burada VC'ler hani hakikaten zamanla yarıştığı için o hızlı düşünme ve yani tam abi okey yani sadede gel Hani hikayeyi bırak sadede gel konsepti beni çok böyle etkiledi.

13:22

Kesinlikle. Diğeri de yani böyle planlı, disiplinli ve muntazam olma duygusu bana gerçekten ilham verdi. Ya özellikle şurada yürürken bile hani her türlü böyle bitkisi, çiçeği, osu, busu falan. Evet. çok etkileyici yani. Katılıyorum. Sende ne var? söylediklerine yüzdesi katılıyorum. Bir de Amerikan kahvaltı kültürü gidip 100 kilo alıp nasıl? bende de en büyük şeylerden birisi, daha büyük düşünme oldu. Yani burada gerçekten çok daha büyük, çok daha ileriye dönük düşünüyorsun.

14:00

Ondan sonra teşvik ediliyor, ediliyor. Vizyon gibi. kesinlikle daha büyük düşünme. hem sayısal anlamda hem yapabileceklerin anlamında böyle bir avantajı var ve böyle bir şeyi götürüyorum. İkincisi de tam tersi daha mütevazi leştirdi. Çünkü biz ister istemez kendi measurement dünyamızda bazen kendimizi böyle çok abi çok iyi gidiyoruz, çok güzel iş yapıyoruz, eyvallah diyoruz ama bazen kendimizi çok yukarı çektiğimizde böyle arşa çekiyoruz bence. Burada başka yapılan işleri görmek, başka dönen işte paraları işte çıkan sonuçları onu bunu görmek böyle bir humble.

14:46

Oky abi. Bizim bizim daha evet hani biliyorduk yememiz gereken birkaç fırın ekmek olduğunu ama bizim yemizdeyken daha çok fırın ekmek de varı hissetmek iyi de geldi açıkçası böyle bir bana yani şey gibi işte titre ve kendine geli. Hani kendini üstte görüyorsun aslında yani. Ama belki o kadar çok teknik olmaya gerek yok. Bilmediğin çok fazla bir alan var. Aynen. o alanlarda da insanlar güzel bir şeyler yapmaya çalışıyor.

15:16

Kendi noha hav'larını kullanarak. Evjisel orada çok güzel olurdu. Direkt abi şeye koyardık. Shorts. o zaman ben kolum daha fazla düşmeden. Aynen Teşekkürler. Bir kamerayı tuttuğun için. valla bir tane şey selfie çubuğu almamız lazım kesinlikle. 10 sene öncesine dönük. o zaman bu haftalık konu bu kadar. Amerika'dan sevgiler, selamlar. Görüşmek üzere. Bay byay.